Nar Gezi
ANASAYFA HAKKIMIZDA TEMATİK TURLAR UZAK COĞRAFYALAR KOMŞULARIMIZ ANADOLU YOLCULUKLARI İLETİŞİM



Vietnam Bu tur Güneydoğu Asya'nın üç incisine...
Vietnam'da Mekong Deltası'nda, Halong Körfezi'nde, Luang Prabang'ın köylerinde doğanın ve insanın zerafeti ve birlikteliklerine hayran kalacaksınız. Vietnam'ın tüm tarihi boyunca varolan bağımsızlık tutkusundan, mücadelesinden etkilenip ve insanın insana şiddetinin kapkara yüzünün geçmişten gelen izlerine hem Vietnam, hem Kamboçya'da tanık olacaksınız. Endüstriyel çağ öncesi dünyanın en büyük şehri olan Angkor'daki kalıntılar, dev ağaç köklerinin arasında kalmış tapınaklar karşısında ise nefesiniz kesilecek.
Şimdi bu yolculuğa çıkmak için vakit kaybetmeden bizi arayın.

Tur Programı Bilmeniz Gerekenler Bölge Hakkında Öneriler Foto Galeri Rezervasyon

Tanıtım

Uzak Asya’nın incisi iki ülke birden gündemiizde yer alıyor. Halong körfezinin keyfini tam olarak yaşayacağımız muhteşem bir gezi...



Bölge Hakkında Bilgi
GENEL BAKIŞ: Ardı ardına gelen savaşları ve uzun yıllar süren koloni dönemlerini atlatmış, kapalı bir toplum hayatının ve komünist yönetimin etkilerini taşımalarına rağmen iflah olmaz derecede iyimser insanların ülkesi Vietnam, kültürünü günümüze kadar bozulmadan korumayı başarmıştır. Her ne kadar Komünist Parti ülkeyi yönetiyor olsa da pratikte kapitalist düşünce tarzı hakimdir.

 

BAŞKENT: Hanoi

YÖNETİM BİÇİMİ: Sosyalist Cumhuriyet

NÜFUS: 87,375,000 (2007) (Dünyada 13’üncü)

YÜZÖLÇÜMÜ: 331,690 km2 (Dünyada 65’inci)

RESMİ DİL: Vietnamca (Latin alfabesi kullanılıyor)

DİĞER DİLLER: İngilizce (giderek ikinci dil olarak yayılıyor), Fransızca, Rusça, Kimerce ve azınlık dilleri (Tai-Kadai, Chan, Mon-Khmer, Malayo-Polinezya dileri).

OKUR YAZAR ORANI: %94

DİN:        Mahayana Budizm: %83,3

                Katolik: %7

                Protestan: %1

                Theravada Budizm: %1,7

                Cao Dai: %3

                Hao Hao: %2

                Diğer yerli animist inançlar: %3

                İslam: %0,08

ETNİK DAĞILIMI: Viet (Kinh) %86.2, Tay %1.9, Thai %1.7, Muong %1.5, Khome %1.4, Hoa %1.1, Nun %1.1, Hmong %1, diğerleri %4.1.

PARA BİRİMİ: Dong ( ₫ ) (VND)

1 USD = 16035 VND

1 EUR = 23768 VND

1 TRY = 13148 VND

ENFLASYON: %8.4

GSYİH: 262,5 milyar $       

KİŞİ BAŞI YILLIK GELİR: 3100 $

YAŞAM BEKLENTİSİ: 70 yıl. Erkek:67, Kadın: 73 (2004)

SAAT DİLİMİ: GMT+7 (Türkiye saatinden 5 saat geri)

TELEFON KODU: +84

COĞRAFİ KONUM: Ekvatordan 11 derece kuzeyde ve tropik kuşakta yer alıyor. Güney Doğu Asya, Tayland Körfezi, Tonkin körfezi ve Güney Çin Denizi’ne kıyısı var. Çin, Laos ve Kamboçya ile komşu.

 

İKLİM

Kuzeyde, yağmurlu dönem Nisan ortasından Ekim ortasına dek sürer, dağlık bölgelerde ise yağmur oranı daha fazladır. Kızıl Delta bölgesinde gün içindeki sıcaklık farkı belirgin bir şekilde değişir, Hanoi bölgesinde 5ºC’a dek iner. Yağmur mevsimi sırasında Hanoi’deki ortalama sıcaklık 30ºC civarıdır. Güney ise daha tropiktir, Ho Chi Minh Şehri’nde sıcaklık yıl boyunca 18ºC ve 33ºC arasında değişir. Orta bölgeler biraz daha serindir, kışın 17ºC, yazın 20ºC civarıdır. Yağmur mevsimi Mayıs başından Kasım’a dek sürer. Orta kesimlerde kıyılarda Haziran-Kasım arasında tayfunlar görülür ve sıklıkla mahsul ve can kaybına yol açar.  

 

Coğrafya

ARAZİ YAPISI: Alçak, güney ve kuzeyde düz delta, orta kısım yüksek, kuzey ve kuzeybatı dağlık.

EN YÜKSEK NOKTASI: Fan Si Pan - 3.144 m.

DOĞAL KAYNAKLAR: Fosfat, kömür, manganez, boksit, krom, denizde petrol ve doğal gaz yatakları, ormanlar, su gücü.

TARIM: Pirinç, kahve, kauçuk, pamuk, çay, biber, soya, maun, şekerkamışı, fıstık, muz, tavukçuluk, balıkçılık, deniz ürünleri.

ENDÜSTRİ: Yiyecek işleme, tekstil, ayakkabı, lastik, petrol, kağıt.

 

KISA TARİHİ:

M.S. 1. ila 6.yy’lar arasında Mekong Deltası’nda ortaya çıkıp gelişen Hint Funan Krallığı, arkeolojik buluntulara göre Oc-Eo limanı yoluyla Çin, Hindistan, İran ve hatta Akdeniz’le ticaret yapmaktaydı. 6.yy’ın ortasıyla 9.yy arasında Funan Krallığı gücünü kaybetti ve yerine Angkor öncesi bir krallık olan Chenla Krallığı hakimiyeti ele aldı. 2.yy’da Hindu Chelan Krallığı Danang bölgesine yerleşmeye başlarken Çinliler de Kızıl Nehir Deltası’nı ele geçirmişlerdi. Bu dönem, Vietnam’ın Çin boyunduruğuna girmemek için verdiği 1000 yıllık mücadelenin başlangıcı oldu. Ama Vietnamlılar, Çin’deki pek çok yeniliği toplumlarının gelişiminde kullanmak amacıyla benimsemeyi de ihmal etmediler. 10.yy’dan itibaren Vietnam, Çin’den bağımsızlığını ilan etti ve bundan sonraki nerdeyse 1000 yıllık dönem boyunca hanedanlık geleneğiyle yönetildi. Bu dönem sırasında Vietnamlılar, Kmerlerin, Chamların, Moğolların ve Çinlilerin saldırılarına başarıyla karşı koydular, hatta Cham Uygarlığını Vietnam toplumu içinde erittiler.

Vietnam’ın batıyla olan ilişkisinin tarihi M.S. 166’ya, Marcus Aurelius döneminde Roma İmparatorluğuyla kurdukları ilişkilere dek uzanır. Avrupalı tüccar ve misyonerler ise 16.yy başlarında ülkeye girmeye başladılar. Bunlardan Fransız cizvit misyoner Alexandre de Rhodes’un geliştirdiği quoc ngu yazısı, günümüzde de Vietnam yazısı olarak kullanılmaya devam edilmektedir. 1854’de Fransa ve İspanyol birleşik kuvvetlerinin Danang’ı yakıp yıkmaları ve sonraki yıl Saigon’u almaları Vietnam’da batı ülkelerinin kurdukları hakimiyetin başlangıcı kabul edilebilir. 1883’de Fransa, Vietnam’a imzalattığı anlaşmayla ülkeyi yönetmeye başladı. Genellikle zalim ve keyfi bir yönetim süren Fransızlara karşı en başarılı direniş ise komünistlerden geldi; Hindiçin’deki ilk Marksist grup olan Vietnam Devrimci Gençlik Birliği, 1925’de Ho Chi Minh tarafından kuruldu.  II. Dünya Savaşı’nda da Japon istilasına gerçekten direnen tek grup, Komünist eğilimli Viet Minh’di. Savaş bittiğinde Ho Chi Minh, Vietnam’ın bağımsızlığını ilan etti. Fransızlar tekrar kontrolü sağlamak istediyseler de şiddetli bir direnişle karşılaştılar ve Mayıs 1954’de Viet Minh güçleri, Fransızları ülkeden attı.

1954’deki Cenova Anlaşması’nda Ben Hai nehri sınır kabul edildi ve Vietnam geçici süreyle bölündü. Anti komünist ve katolik lider Ngo Dinh Diem, 1956 seçimlerinin sonuçlarını kabul etmeyince Ben Hai hattı Kuzey ve Güney Vietnam arasında sınır olmaya devam etti. 1960’larda Hanoi hükümeti izlediği politikayı değiştirerek Diem’e karşı silahlı mücadeleye girişti. Daha çok Viet Kong olarak tanınan komünist gerillaların oluşturduğu Ulusal Özgürlük Cephesi, Diem’e karşı savaşmak için kuruldu. Zalim bir lider olan Diem, 1963’de kendi askerleri tarafından öldürüldükten sonra, 1964’de Hanoi’deki hükümet Kuzey Vietnam Ordusu’na Saygon’a girmesini emretti. Saygon’daki rejim için durum ümitsiz bir hal almıştı. 1965’de ABD, ülkeye ilk askeri birliğini gönderdi, kısa süre sonra Güney Kore, Avustralya, Tayland ve Yeni Zelanda’dan birlikler de ABD’ye katıldı. 1968’de Viet Kongların düzenledikleri sürpriz saldırı, savaşın gidişatında bir dönüm noktası oldu. Yıllardır ABD hükümetinin savaşı kazanıyor olduklarına dair iddialarına inanmış olan pek çok Amerikalı, bu savaşın sona ermesini istemeye başladı. 1973’de imzalanan Paris Anlaşması sonucunda ateşkes sağlandı ve ABD güçleri ülkeden tamamen çekildi, Amerikalı savaş esirleri serbest bırakıldı.

30 Nisan 1975’de Saygon’un Kuzey Vietnam’a teslim olmasının ardından komünistlerin Vietnam’ı yeniden birleştirmesi, bir yüzyıldan fazla süren koloni döneminindeki baskıdan kurtulmak anlamına gelmişse de bu sefer içerde geniş ölçekli bir başka baskı dönemi başlamıştı. Yüzbinlerce Güney Vietnamlı ülkeden kaçtı, sonraki 15 yıl boyunca da dışarıya giden göçmen akını durmadı. Vietnam’ın Çin kökenlilere baskı uygulaması ve 1978 sonunda Kamboçya’yı işgal etmesinden dolayı Çin, 1979’da Vietnam’a saldırdı. Bu savaş sadece 17 gün sürmesine rağmen savaştan sonra Çin ile Vietnam arasındaki güvensizlik ortamı 10 yıldan fazla sürdü.

1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesi ve soğuk savaşın sona ermesiyle Vietnam ve Batılı ülkelerin arasında bir yakınlaşma doğmaya başladı. 1990’larda ülkeye yabancı sermayenin girmesiyle yabancı yatırımlar başladı. 1995’de ABD, Vietnam’la tekrar diplomatik ilişki kurdu ve 2000’de Bill Clinton, Vietnam’ı ziyaret eden ilk Amerikan başkanı oldu.

 

HANOI

Edebiyat Tapınağı – Van Mieu

Hanoi’deki en eski ve muhtemelen en güzel mimari kompleks olan Van Mieu, yani Edebiyat Tapınağı, 1070 yılında, Ly Hanedanlığı sırasında, Çinli filozof Konfüçyüs onuruna kurulmuştur. Fransız sömürgeciliği döneminde “Pagode des Corbeaux” yani Kargalar Pagodası olarak adlandırılmıştır. Yedi yüzyıldır yüksek eğitim veren ve mandarin adaylarını eğiten bir merkez olarak işlemiştir. Künfüçyüs’ün doğduğu yer olan Çin’de, Qufu’daki Konfüçyüs tapınağı model alınarak tasarlanmıştır ve sırayla dizilmiş beş tane avlusu vardır. Her avlu duvarlarla ve süslü kapılarla birbirinden ayrılmıştır. Ortasından geçen bir yol, tapınak kompleksini iki simetrik parçaya bölmektedir.

İki katlı büyük Edebiyat Tapınağı Kapısı’ndan tapınağa girişte üç yol vardır. Ortadaki İmparator içindir. Soldaki yol idari mandarinler, sağdaki yol ise askeri mandarinler için ayrılmıştır. İlk iki avlu yaşlı ağaçların ve güzel biçilmiş çimlerin bulunduğu huzurlu bahçelerdir. Öğrencilerin ve bilgelerin dinlenmesi ve rahatlaması içindir.

Üçüncü avluya açılan, Khue Van Cac ya da Edebiyat Takımyıldızı olarak da bilinen, tapınağın bu büyük ve süslü kameriye kapı 1805’te, Edebiyat Tapınağı’nın parlak edebi mirasını yansıtması için kurulmuştur. Kapının üst katında, dört tane ışıldayan güneş, dört ana noktaya bakar. Üçüncü avlunun ortasında Cennetsel Berraklık Kuyusu adındaki havuz bulunur. Bu havuzun iki yanında ise tapınağın gerçek hazinesi olan, 82 taş anıtın bulunduğu evler vardır.Taş kaplumbağa heykellerinin sırtında bulunan bu büyük taş anıtlarda, 1484 – 1780 yılları arasında üç yılda bir düzenlenen sınavlarda doktora ile ödüllendirilmiş 1306 öğrencinin isimleri ve doğum yerleri yazar. 112 taş anıttan, 82’si günümüze ulaşabilmiş ve korunabilmiştir.

Dördüncü avlunun iki kenarındaki büyük evlerde eskiden, Konfüçyüs’ün 72 en iyi öğrencisine adanmış bölümler bulunurdu. Günümzde ise bazı ofisler, hediyelik eşya dükkanı ve buralarda yıllar boyunca okumuş öğrencilerden günümüze kadar gelebilmiş bir takım kitaplar, mürekkep hokkaları, kalemler ve kişisel eşyaların sergilendiği küçük bir müze bulunmaktadır. Ayrıca Tet Bayramı sırasında dördüncü avlunun ortasında “İnsan Satrancı” oynanır. Süslü ve renkli kıyafetler giyen insanlar, satranç taşlarını temsil ederler ve her oyuncunun yaptığı hamlelere göre hareket ederler.

Dördüncü avlunun dibinde ise detaylı ve mükellef işlemelerle süslenmiş bir Konfüçyüs Sunağı’nın bulunduğu Bai Duong(Tören Evi) vardır. Sunağın iki tarafında, kutsal bir sembol olan, kaplumbağanın üstüne tünemiş leylek heykelleri bulunur. Eski zamanlarda kral ve mandarinler bu sunağa gelip, adak ve kurban adarlardı. Sunağın yanında geleneksel telli Vietnam çalgıları çalan müzisyenler ve şarkılardan oluşan ufak bir orkestra düzenli olarak küçük gösteriler yaparlar. Tören Evi’nin arkasında kırmızı vernikli ve yaldızlı Konfüçyüs Tapınağı vardır. Burada Konfüçyüs ve kendisine en yakın dört öğrencisinin, kırmızı ve altın rengi, süslü kıyafetler giymiş heykelleri bulunur.

Son olarak, beşinci avluda ise Quoc Tu Giam, yani Ulusal Akademi bulunuyordu. Vietnam’ın ilk üniversitesi olan Quoc Tu Giam, 1706 yılında, Kral Ly Can Duc tarafından kurulmuş fakat 1947’de bir Fransız bombardımanı sırasında yıkılmıştır. Şimdi ise yeniden inşa edilen üniversite binasında bazı tarihi kitaplar, eğitim araçları ve Ly Hanedanının üç imparatorunun resimleri sergilenmektedir. Üniversite binasının bir yanında büyük bir çan kulesi, diğer tarafında ise simetrik olarak büyük davul bulunur.

 

 

Kılıç Gölü (Geri Dönen Kılıç Gölü) – Ho Hoan Kiem / Ho Guom

Hanoi’nin merkezinde bulunan bu güzel gölün, Vietnam halkı için, yaygınca bilinen önemli bir efsaneye ev sahipliği yapması açısından, büyük bir önemi var. Bu efsaneye göre 15. yüzyılın başlarında, Vietnam’da Ming’lerin Çin Hanedanı hüküm sürmektedir. Yabancı egemenliği altındaki halkın yaşamı kolay değildir ve Vietnam halkı Le Loi adındaki bir adamın yönetiminde ayaklanır. Fakat halk çok güçsüz olduğundan bir türlü zafer kazanamaz. Bu çaresiz halka acıyan Sular Krallığının İmparatoru Lak Long Kan, Le Loi’ye sihirli kılıcını vermeye karar verir. Le Thanh adındaki bir balıkçının ağlarına takılan sapsız kılıç, Le Loi’nin ormanda bulduğu parıldayan kılıç sapıyla birebir uyar. Kılıcı birleştiren Le Loi, Çinlileri bozgun üstüne bozguna uğratır ve az zaman sonra ülke kurtarılırken Le Loi, ülkenin yeni kralı olur. Bir yıl sonra, Le Loi gemisiyle gölde gezinti yaparken, geminin üzerine kutsal altın bir kaplumbağa çıkar. Kaplumbağa, Lak Long Kan’ın sihirli kılıcını geri istediğini ve artık ona ihtiyacı kalmadığını söyler. O zaman Le Loi, kendisine kimin yardım ettiğini anlar ve kılıcı kemerinden çıkartarak kaplumbağaya verir. O günden beri bu göle “Geri Dönen Kılıç Gölü” adı verilir. Kılıcı alarak, gölün yeşil sularının derinliklerinde kaybolan dev kaplumbağanın ise hala gölde yaşadığına inanılır. Bundan önce ise gölün adı Luc Thuy(Yeşil Su) olarak anılmaktaydı.

19. yüzyılın ortalarında bu mucizevi olayı onurlandırmak için, gölün içerisindeki küçük bir adanın üzerine Thap Rua (Kaplumbağa Kulesi) adında küçük bir pagoda inşa edilmiştir. Bu bina önemli bir sembol haline gelmiştir.

Gölün kuzey ucundaki bir adada ise başkentte bulunan en güzel ve en önemli dini binalardan biri olan Den Ngoc Son (Yeşim Dağ Tapınağı) bulunmaktadır. Bu tapınağa kırmızı renkte, kemerli ağaçtan bir köprü ile ulaşılabilir. Bu köprüye The Huc(Güneş Işığı) adı verilmiştir. 1800’lü yılların başlarında Nguyen Hanedanlığından kalma bu tapınak çok iyi korunmuştur. Kıvrımlı çatı kenarları ve ince işlenmiş ejderha oymalarla süslenmiştir. Baskın renkler kırmızı, altın, sarı ve siyahtır. Nguyen Van Sieu adındaki bir Konfüçyanist usta, yazar ve mandarin tarafından yaptırılmıştır. Tapınağın kapısında bulunan taş yaprak bir levha ve yazı fırçasını temsil eden bir sütün bulunur. Taş anıtın üzerindeki işaretler: “Açık gökyüzüne yazı yazmak” anlamına gelir. Giriş salonunda, 1968 yılında, gölde ölmüş dev bir kaplumbağa korunmuştur. Tapınak, toprağın, tıbbın ve edebiyatın ruhlarına ve aynı zamanda da Moğol Yuan Hanedanına karşı zaferler kazanmış, 13.yüzyılda yaşamış Tran Hung Dao adındaki askeri bir lidere adanmıştır.

Gölün doğusunda ise Thang Long’un kurucusu ve başkent’in kurtarıcısı Ly Thai To’nun büyük tunç heykeli bulunmaktadır. Bu heykel, dindar Vietnamlılar tarafından oldukça sevilir. Ly Thai To’ya tütsü ve çiçekler sunularak tapınılır ve saygı gösterilir.

Günümüzde Hoan Kiem gölü şehrin en popüler mekanlarından biridir. Dolaşan çiftler, Tai Chi yapanlar ve satranç oynayan yaşlıları görmek mümkündür. Ayrıca Tet Bayramı sırasında da gölün önemi büyüktür. Canlı müzik ve büyük havai fişek gösterileri düzenlenir.

 

Tek Sütun Pagodası – Chau Mot Cot

Hanoi’nin en önemli yerlerinden biri olan Tek Sütun Pagodası, MÖ 1049 yılında, İmparator Ly Thai Tong tarafından yaptırılmıştır. Dien Huu Pagodasının içinde, nilüferlerle bezeli şık bir gölün içindeki tek bir sütünün üzerine inşa edilmiştir. Efsaneye göre, hiç oğlu olmayan kral, rüyasında Merhamet Tanrıçası Quan Am tarafından ziyaret edildiğini görür. Bir nilüfer çiçeğinin içinde oturan tanrıça, ona erkek bir bebek sunar. Rüyadan kısa bir zaman sonra, Ly Thai Tong genç bir kraliçeyle evlenir ve ondan bir oğlan sahibi olur. İmparator, minnettarlığını göstermek için, nilüfer çiçeğini temsil eden tek sütunlu bir pagodanın inşa edilmesini emreder. Yüzyıllar boyunca, Tek Sütün Pagodası bir çok sebepten zarar görmüş ve restore edilmiştir fakat bunlardan en önemlisi 1954’te Fransızlar tarafından yakılması olmuştur.

 

Quan Thanh Tapınağı

Hanoi’nin batısındaki büyük Ho Tay gölünün kıyısında kurulmuş olan bu tapınak Ly Hanedanının kurucusu olan İmparator Ly Thai To tarafından 1020 yılları civarında yapılmıştır. Banyan ağaçlarıyla bezenmiş huzurlu bir avlunun içinde bulunur ve şatafatlı bir şekilde süslenmiştir. Vietnamlı efsanevi bir karakter olan kutsal aziz Tran Vu adına yapılmıştır. Efsaneye göre, Tran Vu, Kral An Duong Vuong’a hayalet bir ruhu yenmesinde yardımcı olmuş ve aynı zamanda kuzey sınırını korumuştur. Tapınağın en etkileyici öğesi, 1677’de yılında tapınağa eklenen, Tran Vu’nun dört ton ağırlığındaki siyah tunç heykelidir. Tran Vu’nun amblemleri olarak kabul edilen yılan ve kaplumbağanın da heykelleri bulunabilir. Ayrıca tapınağın içerisinde bu heykeli ve tapınağın girişinde büyük çanı yapan zanaatkar Yaşlı Trong’un daha küçük bir heykeli de bulunmaktadır.

           

36 Sokak

36 Sokak, Hanoi’nin en eski ve en canlı ticaret mahallesinin takma adı. Bu takma adı, mahallede kurulmuş olan 36 tane farklı loncadan alıyor. 13. yüzyılda birkaç zanaatkarın, sarayın ihtiyaçlarını karşılamak için Kızıl Nehir kenarına yerleşmeleriyle beraber, yıllar içerisinde bu bölgede ticaretin ve zanaatın yoğunlaşmasıyla beraber Hanoi’nin en büyük ticaret merkezine dönüşmüştür. Her sokak belli bir ürün üzerine yoğunlaşmıştır. Günümüzde de, dükkanlar, restoranlar ve eski Vietnam mimarisine özgü “tüp evler” ile hayat bulan dar sokaklarıyla hala tarihi çekiciliğini koruyor. Kağıt adaklar, fenerler, şekerlemeler, tatlılar, taze kahve, alkollü ürünler, şaraplar, ipek kumaşlar, bambudan eşyalar, gümüş işleri, tütsüler, 36 Sokak’ta satın alınabilecek ürünlerin sadece küçük bir kısmı.

Şehirdeki en eski ve en büyük kapalı çarşısı olan Dong Xuan Çarşısı üç katlı bir bina olarak, mahallede baskın bir konuma sahip. Daha önce burada duran Doğu Köprüsü Çarşısı, Fransızlar tarafından yıkılmış ve yerine beş katlı başka bir bina inşa ettiler. Daha sonra bu bina da 1994 yılında çıkan bir yangında neredeyse tamamen yandı. Günümüzdeki Dong Xuan Çarşısında sayısız çeşit kıyafet, ev eşyaları, taze sebze, et, balık ve farklı türde pirinç yaygın olarak bulunabilir. Ayrıca yerel malların dışında, bazı ucuz ithal ürünler de satılmaktadır. Hemen çarşının yanında, tarihi Long Bien köprüsü bulunmaktadır. Bu köprü, Kızıl Nehir üzerindeki tek nehir olması sebebiyle, ABD’nin hava kuvvetleri tarafından stratejik amaçlar için bombalanmış ve yok edilmeye çalışılmıştır. Ancak ağır bombardımandan kurtulmayı başarmış ve günümüzde de seyyar satıcılar ve yayalar tarafından kullanılmaya devam etmiştir.

36 Sokak’ta ayrıca Bach Ma Tapınağı bulunmaktadır. Bu küçük tapınak, büyülü beyaz bir at olarak temsil edilen şehrin koruyucu ruhuna adanmıştır ve 36 Sokak’taki, yapıldığı yıldan beri orijinal haliyle günümüze gelebilmiş en eski binadır. Efsaneye göre, Kral Ly Thai To, 1010 yılında başkent Thang Long’u kurarken, şehir duvarları sürekli yıkılmaktaymış. Daha sonra, ortaya çıkan büyülü beyaz bir at krala duvarları nereye inşa etmesini gerektiğini söylemiş. Kral da bu büyülü beyaz ata minnettarlığını göstermek için bu tapınağı yaptırmıştır.

 

Su Kuklası Gösterisi – Roi Nuoc

1000 yıllık bir geçmişi olan “Roi Nuoc” yani Su Kuklacılığı, Vietnam halkının en otantik ifade biçimlerinden biridir. Eski zamanlarda gösteriler köylerde, nehir kenarlarındaki, göl kenarlarındaki ya da pirinç tarlalarındaki suyu kullanarak yapılırdı. Bugün ise suyla doldurulmuş büyük havuzlar bulunan tiyatrolar kullanılıyor. Sahnenin arkasında saklanan ve bellerine kadar suyun içinde olan kuklacılar, geleneksel müzik ile beraber, tahta sopaların ucundaki kuklara hayat veriyorlar. Ateş püskürten ejderhalar, dumanlar ve havai fişekler gibi özel efektler de gösteriye heyecan katıyor. Yaklaşık bir saat süren gösterilerde, hikayeler, köylü kültürünün bakış açısından anlatılıyor ve büyük ölçüde geleneksel ve köy yaşamına yönelik. Savaşçı kahramanlar, yozlaşmış derebeyleri ve acımasız hükümdarlar gibi geleneksel liderler ve kötü adamlar da oyunun başlıca karakterleri olarak öne çıkıyorlar. Ejderhalar, Anka kuşları ve Tekboynuzlu At gibi Vietnam kültüründeki efsanevi yaratıklarla da oyun sırasında sıkça karşılaşılıyor.

                                              

HA LONG KÖRFEZİ – VINH HA LONG

Efsaneye göre, Vietnamlılar, Çinli istilacılarla savaşırken, tanrılar yurdu korumalarına yardımcı olmak için onlara bir ejderha ailesi yolladı. Ejderhalar, ağızlarından elmaslar, yeşimler ve mücevherler püskürttüler. Bu mücevherler körfezde adalar ve adacıkları oluşturdu ve bu adacıklar birleşerek istilacılara karşı büyük bir set oluşturdular. İnsanlar topraklarını savundular ve böylece Vietnam ülkesi kurulmuş oldu. Daha sonra, ejderhalar dünyanın huzurlu manzarasını sevdiler ve bundan sonra burada yaşamaya karar verdiler. Anne ejderhanın açlalar konduğu yere Ha Long (Alçalan Ejderha) adı verildi.

 

Ha Long Körfezi Kuzeydoğu Vietnam’da bulunur. 120 kilometre uzunluğunda kıyısı, ve içinde barındırdığı 1969 ada dahil olmak üzere, yaklaşık 1553 kilometrekare alanı vardır. 1994’te estetik bir değer kabul edilerek UNESCO Dünya Doğal Miras listesine girmiş, 2000 yılında ise olağanüstü jeolojik ve jeomorfolojik değer kabul edilmiştir. Ayrıca Vietnam hükümeti biyolojik yaşamın çeşitlilik değeri açısından da Ha Long Körfezi’ni UNESCO listesine aldırmaya çalışmaktadır. Bilim adamları körfezin en az 500 milyon yıl boyunca dağoluş(orojeni), erozyon, deniz ilerlemesi, deniz gerilemesi gibi çeşitli antik coğrafi şartlardan geçtiğini söylemişlerdir. 500-410 milyon yıl önce Ha Long körfezi derin deniz iken, 340-250 milyon yıl önce sığ deniz olmuştur. Körfez’de 1969 adanın yanında, binlerce kireçtaşı karstik oluşumu bulunmaktadır. Tüm bunlar körfeze kendine özgü, labirent benzeri, çok farklı şekillerde çıkıntılar, tenha mağaralar ve kumlu koylardan oluşan yapısını kazandırmaktadır.

           

Hang Thien Cung – Kutsal Saray Mağarası: Dau Go adasında bulunan bu mağara, 1990’ların ortasında keşfedilmiştir. Pembe, yeşil ve mavi ışıklarla aydınlatılmış yüksek tavandan sarkan sarkıtlar bulunmaktadır.

Hang Dau Go – Gizli Kazık Mağarası: Bu mağara, Ha Long Körfezi’ndeki en ünlü mağaralardan biridir. 13.yüzyılda yaşamış General Tran Hung Dao bu mağarada daha önceden yaptırdığı büyük sivri kazıklarını saklamıştır. Bu kazıkları daha sonra sığ sulara yerleştirerek, Moğol donanmasını yok etmiştir. Hang Dau Go’da çok değişik şekillerde sarkıtlar ve dikitler renkli ışıklarla aydınlatılmıştır.

Dao Titop: Bu adanın en büyük özelliği yüzmek isteyenlerin oldukça ilgisini çeken tenha kumsalıdır. Ayrıca bu küçük adanın tepesine çıkıp Ha Long Körfezinin muhteşem manzarasını tadını çıkarmak da mümkün.

 

HUE KALESİ:

Hue kalesi, 1805 yılında İmparator Gia Long tarafından yaptırılmıştır. Devasa kale, iç içe üç bölümden oluşmaktadır. Sivil şehir, İmparatorluk şehri ve Mor Yasak Şehir. Kale, Çinlilerin toprağa bakarak fal bakma yöntemine uyarak tasarlanmış olmakla beraber, kalenin askeri özellikleri ise Fransız mimar Sebastien de Vauban tarafından önerilmiştir. Sonucunda pek alışılmamış fakat zarif ve şık bir kompleks ortaya çıkmıştır. Kalede, güzel saraylar ve tapınaklar, devasa kale duvarları, siperler, burçlar ve hendekler bir aradadırlar. Çinhindi savaşlarının yol açtığı büyük hasarlara rağmen, yapılan son restorasyonlar, kalenin kaybolan mimari ihtişamını tekrar ortaya çıkarmıştır.

 

Sivil Şehir:

Cot Co (Bayrak Kulesi): 37 metre yüksekliğindedir ve 1809 yılında İmparator Gia Long tarafından 18 metre yüksekliğindeki kale duvarının üzerine inşa edilmiştir. Tet taarruzu sırasında, 31 Ocak 1968 yılında, komünist birlikleri kaleyi ele geçirip, bayrak kulesinin gönderine Ulusal Özgürlük Cephesi’nin sarı yıldızlı bayrağı çekildiğinde, Cot Co, uluslar arası alanda tanınır olmuştur.

Dokuz Kutsal Top: Bu dokuz dev boyuttaki toplar 1803 yılında İmparator Gia Long tarafından döktürülmüştür ve İmparator’un yeni başkentinin sembolik korumasıdır. Her top dört mevsim ve beş elementten (Toprak, Metal, Ağaç, Su, Ateş) birini temsil eder. Bu toplar Cot Co’nun iki yanında bulunan Ngan ve Quang Duc kapılarında bulunurlar.

 

İmparatorluk Şehri:

Beş Ankâ Kulesi - Ngo Mon: İmparatorluk Şehrinin kapısının üzerinde bulunan bu süslü gözcü kulesinde, bazı özel durumlarda İmparator tahtıyla beraber otururdu. Yukarıdan bakıldığında beş ankâ kuşuna benzediği için bu ismi almıştır. Çatısının orta kısmı sarı camla kaplanmış ve ejderha, banyan yaprağı ve yarasa motifleriyle süslenmiştir. Çatı kenarlarındaki paneller ise seramikten orkide, kasımpatı ve bambu mozaikleriyle süslenmiştir. Ayrıca gizlenmiş bir merdivenle kadınların zarifçe oyulmuş ızgaralı camların ardından izleyebilmesi için inşa edilmiş başka bir odaya çıkılır.

Thai Hoa Sarayı (Yüce Uyum Salonu): Burası da 1805’te İmparator Gia Long tarafından yapılmıştır. Burada taht odası bulunmaktadır ve Hue’nin günümüze kadar gelebilmiş en etkileyici sarayıdır. Güzel bir şekilde restore edilmiş ve korunmuştur. Taç giyme törenleri, kraliyet yıldönümleri ve yabancı elçilerin karşılanması gibi olaylarda kullanılmıştır. Böyle törenler sırasında, İmparator göz kamaştırıcı tahtına oturur ve üzerinde dokuz ejderha bulunan tacını, altın cüppesini, yeşim kemerini ve diğer süslerini giyer. Mandarinlerin sadece en kıdemlilerinin bu salonda bulunmaya hakkı vardır, diğerleri ise salonun dışında beklerler.

Mandarinlerin Salonları: Thai Hoa Sarayı’nın arkasındaki taş döşemeli avlunun iki yanında mandarinlerin salonları bulunur. Bir salon askeriye içinken, diğeri sivil işlerle uğraşan mandarinler içindir. Makamlarıyla uyumlu olarak, tören elbiselerini giyer ve bu salonlarda toplanırlar.

Cung Dien Tho (Sonsuz Ömür Malikanesi): Ana Kraliçe’nin kaldığı bu malikane İmparator Gia Long’un hükümdarlığı sırasında 1803 yılında yapılmıştır. Yakın zamanda, ziyarete açılan bu zarif bina, tek kapısı güneydeki Cua Tho Chi (Sonsuz Mutluluk Kapısı) olan bir duvarla çevrilidir. Binanın içerisindeki mobilyalar özenle hassas sedef kakmalarıyla dekore edilmiştir. Ayrıca tavandan sarkan oyma fenerler, kuş tüylerinden yapılmış yelpazeler de binanın dekorasyonun bir parçasıdır. Girişin doğusunda ise küçük yapay bir göleti ve zarif kaya bahçesiyle Truong Du kameriyesi bulunmaktadır.

Hung Mieu: İmparator Minh Mang, bu binayı, büyükbabasını ve büyük annesini onurlandırmak için 1821 yılında inşa ettirmiştir. Tapınak, zevkli tasarımı ve çatıdaki zarif oymaları ile şöhretlenmiştir. Ne yazık ki Birinci Çinhindi Savaşı sırasında, 1947 yılında bir yangın sırasında büyük ölçüde hasar görmüştür ve hala restorasyon yapılmayı beklemektedir. 

The Mieu (Nesiller Tapınağı): The Mieu, Nguyen Hanedanlığına adanmıştır ve burada Gia Long ‘tan Khai Dinh’e kadar imparatorları onurlandırmak için her birinin sunakları bulunmaktadır. Binanın çatısı, sarı camlarla döşenmiştir ve şarap maşrapası şeklinde dekore edilmiştir. Sunaklarda eskiden altın külçesi yığınları olmasına rağmen, bugün bunların yerini yaldızlı ve lake süsler almıştır.

Cuu Dinh (Hanedanın Dokuz Kavanozu): İmparator Minh Mang’ın emiri üzerine dökülen her biri iki ton ağırlığındaki, geleneksel desenlerle ve zengin sembolik detaylarla dekore edilmiş bu dokuz kavanoz Nguyen Hanedanını temsil eder ve atalara saygı açısından önemli kabul edilir.

Hien Lam Kameriyesi: The Mieu avlusunun ortasında bulunan Hien Lam, 1824’te İmparator Minh Mang tarafından, Nguyen Hanedanının yükselmesine yardımcı olan herkesi onurlandırmak amacıyla inşa ettirilmiştir. Bir saygı göstergesi olarak, Kale içindeki hiçbir binanın Hien Lam’dan daha yüksek olması yasaklanmıştır. Hien Lam, piramide benzer yapısı, güzel işlenmiş tahta duvarları ve tuğla döşemeleriyle göze çarpar.

 

Mor Yasak Şehir – Tu Cam Thanh:

İmparator dışında hiçbir erkeğin 10 hektarlık alandaki yasak şehre adım atmaya izni yoktu. Mor Yasak Şehir’in sınırını geçen her erkek ölüme mahkum edilirdi. Sadece kraliçe, dokuz ayrı cariye sınıfı, kadın hizmetkarlar ve hadımların buraya girmeye hakkı vardı. 1802 ve 1833 yılları arasında inşa edilen Mor Yasak Şehir’de eskiden 60’tan fazla bina bulunmaktaydı. Ancak 1968 Tet Taarruzu sırasındaki ağır bombardımandan dolayı bu binalardan çoğu büyük ölçüde zarar gördü.

Duyet Thi Duong (Kraliyet Tiyatrosu): 1825’te tekrar inşa edilen Duyet Thi Duong, günümüzde geleneksel eğlenceler için baş mekan olarak işlev gösteriyor. Zarif Müzik ya da Tören Müziği anlamına gelen Nha Nhac olarak adlandırılan saray müziği gösterileri bu tiyatroda hala düzenleniyor. Bambu ud, sitar, keman ve davul gibi geleneksel enstrümanlarla icra edilen “Nha Nhac”, UNESCO tarafından “Sözel ve Elle Tutulamayan Dünya Mirası Şaheseri” olarak ilan edilmiştir

Kraliyet Kütüphanesi: Yasak Şehir’in kuzeydoğu köşesinde bulunan Kraliyet Kütüphanesi, 1821 yılında İmparator Minh Mang tarafından, kendi başına sakince kitap okuyabilmesi için yapılmıştır. Güzel restore edilmiş olan bu bina, batısında kaya bahçesi bulunan yapay bir göletin önüne inşa edilmiştir. Diğer göletler ve derelerin üzerinden geçen küçük köprüler, farklı galerileri birbirine bağlar ve sakin bir atmosfer yaratır. Kütüphane, günümüzde Hue müziğinin ve değişik tiyatro gösterilerinin sergilendiği bir sahne olarak kullanılmaktadır.


PARFÜM NEHRİ

Thien Mu Pagodası:

Parfüm nehrinin sol kıyısındaki bir kayalığın üzerine kurulmuş Thien Mu Pagodası, Hue’nin ikonası haline gelmiştir. 1601 yılında Lord Nguyen Hoang tarafından kurulmuştur. Pagoda’nın en baskın binası, yedi katlı, sekizgen şeklinde bir kule olan Thap Phuoc Duyen, yani Mutluluğun Kaynağı Kulesi’dir. Yakındaki bir kameriyede tunçtan yapılmış, 2 ton ağırlığında dev bir çan bulunmaktadır. Bu çan çalındığında 10 km öteden duyulabilir. İkinci bir kameriyede ise 1715 yılında dikilmiş bir taş anıt bulunmaktadır. Bu anıt Hue’de Buddhism’in tarihini methetmektedir. Ana mabedin içerisinde, yine tunçtan büyük bir gülen Buda heykeli ve Cehennem’in 10 Kralı ve 18 arhat (Buda’nın 18 havarisi)’ın heykelleri bulunmaktadır.


Tapınağın arkasında, keşişlerin odaları ve bahçeler bulunur. Ayrıca tapınağın batısındaki açık bir garajda, Haziran 1963’te Diem rejimine karşı protesto amacıyla, kendini Saigon’da (Ho Chi Minh City) ateşe veren Thich Quang Duc adlı keşişin, Saigon’a gelirken kullandığı mavi renkli Austin marka arabası burada durmaktadır. Bu korkunç olayın görüntüleri dünya çapında gösterilmiş ve geniş yankı uyandırmıştı. 

 

İmparator Minh Mang’ın Mozolesi:

1841’de ölen İmparator Minh Mang’ın mezarı, Hue’deki kraliyet mezarları arasında en iyi korunmuş olan mezardır. Parfüm Nehri’nin sol kıyısında bulunan bu mozoloe zarif heykeller, göletler ve zevkli dekore edilmiş bahçelerle çevrilidir.

           

İmparator Tu Duc’un Mozolesi:

Vietnam’daki en zarif mozole olarak kabul edilen bu mozole, 1848-1883 yılları arasında hüküm sürmüş İmparator Tu Duc’un kendisi tarafından tasarlanmıştır. Çam ağacı ormanının olduğu bir tepeye kurulmuştur ve iki yanında güzel nilüfer göletleri ve güzel kokular yayan Frangipani ağaçları bulunmaktadır. Tu Duc’un mezarının sessiz komforunu, saraya tercih ettiği öldüğünde, büyük bir hazineyle birlikte gizlice gömüldüğü söylenir. İmparatorun defnedilişinde yer alan herkes Tu Duc’un bu son dinlenme yerinin kutsallığının bozulmasını engellemek için, daha sonra idam edilmiştir.

 

HO CHI MINH ŞEHRİ – SAYGON

 

Ho Chi Minh Şehri, ya da eski adıyla Saygon, Vietnam'ın en büyük şehridir. Mekong Delta'sı kenarına kurulmuş bu şehrin nüfusu 6,5 milyondur. İsmini, Komünist Parti lideri Ho Chi Minh'den alır. Şehir en başta, Kimer halkının yaşadığı, küçük bir balıkçı kasabası olarak kuruldu ve Prey Nokor adını aldı. 1623 yılında, Kamboçya kralı Chey Chettha II, Trinh-Nguyen savaşından kaçan Vietnamlı mültecilerin şehire sığınmasına izin verdi. Fakat, Thailand'la içinde bulunduğu savaş yüzünden zayıflayan Kamboçya, Vietnamlıların bölgede çoğalmasını engelleyemedi ve zamanla bölge Vietnamlılaşarak, Sai Gon (Saygon) adını aldı. 1698'de Nguyen hanedanlığı bölgeyi kontrol altına aldı ve Sai Gon, artık iyice zayıflamış olan Kamboçya'dan ayrılmış oldu. 1859'da Fransızlar şehiri ele geçirdi ve klasik bati mimarisi Sai Gon'u büyük ölçüde etkilemiş oldu. Hatta, Saigon'a Uzakdoğu'nun İncisi ve Doğu'nun Parisi ünvanları layık görüldü. 1954 yılında, komünist güçleri tarafından yenilgiye uğratılan Fransızlar, Vietnam'dan çekildiler, fakat yeni hükümet olarak Komünistleri tanımak yerine, Imparator Bao Dai'nin kurduğu yeni hükümeti desteklemeye başladılar. Bao Dai Saigon'u başkent'i yaptı. Vietnam'ın resmi olarak ikiye bölünmesinden sonra da Saigon, Ngo Dinh Diem'in başkanlığını yaptığı, Güney Vietnam'ın (Vietnam Cumhuriyeti) başkenti oldu. Amerika-Vietnam savaşının sonunda 30 Nisan 1975'te şehir Vietnam Halk Ordusu'nun kontrolüne geçti ve bu olay Amerika Birleşik Devletleri tarafından Saigon'un Düşüşü, Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti tarafından ise Saigon'un Kurtuluşu olarak adlandırıldı. 1976 yılında, Vietnam'ın birleşmesiyle beraber, Thanh Pho Ho Chi Minh, yani Ho Chi Minh Şehri adını aldı. Şehrin nüfusunun %90'ini Vietnamlılar (Kinh'ler), %8'ini Çinliler (Hoa), %2'sini ise Kimer(Khmer), Kam(Cham), Nung ve Rhade'lar oluşturmaktadır. Ho Chi Minh Şehri, aynı zamanda Vietnam'ın en büyük ekonomik merkezidir ve Vietnam ortalamasının 3 katı gelire sahiptir. 2001 yılında Vietnam Borsası burada kurulmuş ve Asya'nın en iyi performansa sahip borsalarından biri konumuna gelmiştir.

 

Merkez Postahanesi

Fransa'nın sembolü haline gelmiş Eyfel kulesinin mimari Gustave Eiffel tarafından 1886 ve 1981 yılları arasında yapılan Merkez Postahanesi, şehirdeki en çekici binalardan biridir. Mercan renginde dış cephesinde, ünlü filozof ve bilim adamlarının yüzlerinin oymaları bulunur. Binanın bütünün, mektupla iletişim kurma sanatına adanmış bir tapınak olduğu söylenilebilir. Ana salonda, Ho Chi Minh'in büyük portresi, şehirin ve bölgenin dev haritaları ve muhteşem döşemeler göze çarpar.

 

Notre Dame Katedrali

Fransız İmparatorluğu'nda inşa edilmiş en büyük kilise olma özelliğini taşıyan, bazilika tipinde inşa edilmiş Notre Dame Katedrali, 1883 yılında tamamlanmış ve yapıldığı dönemde, şehirdeki en yüksek bina konumuna gelmiştir. Dış cephesi, granitten duvarlar ve üzerine yerleştirilmiş, Marsilya'dan getirilen, kırmızı seramiklerden oluşur. Chartres'tan getirilen renkli camlar, İkinci Dünya Savaşı sırasında yok edilmiş ve yerine düz camlar yerleştirilmiştir. Katedralin önünde, Roma'da yapılan ve 1959 yılında Vietnam'a getirilen Bakire Meryem heykeli bulunmaktadır. Vietnam'a gelmesiyle, heykelin adı, savaştan yıpranmış ülkeye barış getirmesi umuduyla, Barış Kraliçesi Kutsal Meryem olmuştur.

 

Thien Hau Pagodası

Bu pagoda, Deniz ve Denizcilerin Tanrıçası, Thien Hau'ya adanmıştır. 19.yüzyılın başlarında Kanton azınlığı tarafından yapılan pagoda, şehirdeki en popüler ve zengin süslenmiş tapınaklardan biridir. Ön avlu, duvar süsleri ve oyma tablolarla süslenmiş yüksek bir duvarla çevrelenmiştir. Girişi ise yaldızlı ve ahşap süslerle dekore edilmiştir. Tapınağın merkez odasının duvarları, dua bayraklarıyla kaplıdır. Bu bayrakların üzerine, inananlar tarafından dualar yazılır ve rüzgar esip bayrağı dalgalandırdığında, duaların Thien Hau'ya ulaştığına inanılır. Odada ayrıca, 1898 yılında tapınakta çıkan bir yangını söndürmekte kullanılan, yangın hortumlarının pirinçten yapılma ağızlıkları sergilenmektedir. Mabetin içerisinde tavandan sarkan tütsüler ve sunağın yanında ikişer hizmetkarlarıyla birlikte, üç adet Thien Hau heykeli bulunur. Ayrıca tavana asılmış, tahta bir kayık, Thien Hau'nun denizle olan bağlantısını simgeler.


KAMBOÇYA KRALLIĞI

GENEL BAKIŞ: Kamboçya’yı dolaşan pek çok kişi gördükleri eserlerin muhteşemliği karşısında gözlerine inanamadıklarını söyler. Dünyanın en muhteşem yapılarından olan Angkor Wat’ı ziyaret ederken kalbiniz heyecandan yerinde duramayacak ama insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birine şahit olmuş yerlerde bulunduğunuz sırada da gördükleriniz ruhunuzu felç ederken zihninizde de farklı bir aydınlanma yaşayacaksınız. Dünyaya bakışınız kökten değişecek.


BAŞKENT: Phnom Penh

YÖNETİM BİÇİMİ: Meşruti Monarşi

NÜFUS: 13.971.000 (Dünyada 63’üncü)

YÜZÖLÇÜMÜ: 181.035 km2 (Dünyada 89’uncu)

RESMİ DİL: Khmer (Khmer yazısı kullanılıyor)

DİĞER DİLLER: Fransızca, İngilizce, Vietnamca

OKUR YAZAR ORANI: %73,6

DİN:        Theravada Budizm: %96,5

                İslam(ve diğer): %3,5

ETNİK DAĞILIMI: Khmer %90, Vietnamlı %5, Çinli %1, diğer %4

PARA BİRİMİ: Riel (KHR)

                               1 USD = 3981,45 KHR

                               1 EUR = 5907,44 KHR

                               1 TRY = 3379,18 KHR

ENFLASYON: %5

GSYİH: 36,82 milyar $       

KİŞİ BAŞI YILLIK GELİR: 2600 $

YAŞAM BEKLENTİSİ: 59 yıl. Erkek:57, Kadın: 61 (2006)

SAAT DİLİMİ: GMT+7 (Türkiye saatinden 5 saat geri)

TELEFON KODU: +855

COĞRAFİ KONUM: Güney Doğu Asya, Tayland Körfezi’ne kıyısı var. Tayland, Vietnam ve Laos ile komşu.

İKLİM: Mayıs-Ekim arası yağışlı, Kasım-Nisan arası kuru.

ARAZİ YAPISI: Çoğunlukla alçak düz ovalar, güney batı ve kuzey dağlık.

EN YÜKSEK NOKTASI: Phnom Aoral-1.810 m.

DOĞAL KAYNAKLAR: Petrol, doğal gaz, kereste, değerli taşlar, demir madeni, manganez, fosfat, potansiyel su gücü.

TARIM: Pirinç, kauçuk, mısır, sebze, maun, tapioka, kahve.

ENDÜSTRİ: Turizm, kumaş, pirinç, balıkçılık, kereste ve ağaç ürünleri, kauçuk, çimeto, değerli taş madenleri, tekstil.

 

KISA TARİH:

Kamboçya tarihine baktığımızda 1. ve 6.yy’lar arasında bügünkü Kamboçya’nın büyük kısmının, asıl gelir kaynağını Çin ve Hindistan arasındaki ticaret yol üzerindeki konumuna borçlu olan Funan Krallığı’na ait olduğunu görürüz. Kamboçya üzerinde büyük bir kültürel etkisi olan Hint kültürü, dini ve dili Kamboçyalılarca benimsendi. Sonradan kurulan küçük krallıklar birleşerek Güney Doğu Asya’daki en muhteşem krallıklardan biri olan Chenla İmparatorluğu’nu oluşturdu. Angkor Bölgesi’ndeki mimari alanda ve yapıda rakip tanımaz başarılarıyla ünlü olan Kmer İmparatorluğu, M.S. 802’de Jayavarman’ın döneminde kuruldu. Onun yönetimi sırasında Kmer kralı, devaraja (tanrı-kral) olarak kabul edilmeye başlandı. Büyük sulama sistemleri sayesinde Kmer nüfusununun artması, Angkor çevresindeki alanları kontrol eden merkezlerde yaşamı mümkün kıldı. Ama komşularının giderek artan baskılarının yanı sıra gereğinden büyük yapı projeleri, sınırların fazla genişlemesi sonucunda Angkor Krallığı zayıflamaya başladı. 1432’de Thailerin Angkor’u yağmalamalarının ardından şehir terk edildi ve başkent, Phnom Pehn’e taşındı. Vietnam ve Thai krallıkları Kamboçya bölgesine sırayla hakim oldular. 19.yy’ın ortalarındayken krallık neredeyse haritadan silinecekti. Ne kadar ilginçtir ki, sınırları koruyanlar 1864’den 1953’deki bağımsızlığın ilanına dek bu ülkeye hakim olan Fransızlar oldu. Ama Fransızlar, Vietnam’ın ekonomik potansiyeliyle daha fazla ilgili olduklarından Kamboçya’yı kendi haline terk ettiler. II. Dünya Savaşı bittiğinde ülkede hiç üniversite yoktu ve ancak bir tane orta okul vardı.

Kamboçya kralı Norodom Sihanouk 1953’de koloni döneminin sona ermekte olduğunu görüp ülkenin bağımsızlığını ilan edince yeni bir dönem de başladı. 1950’lerin sonuyla 1960’lar Kamboçya’nın altın yılları oldu, komşu ülkeler kendi iç sorunlarıyla uğraşırken Kamboçya’nın ekonomisi gelişti. Ama Sihanouk’un baskıcı ve düzensiz yönetimi nedeniyle sol ve sağ birleşti, ordu tarafından tahtından indirilen kral, Pekin’e kaçmak zorunda kaldı. 1969’dan itibaren Kamboçya, Vietnam Savaşı’na çekildi. ABD, Kamboçya’da komünistlerin üsleri olduğu şüphesiyle gizlice ülkeyi havadan bombalamaya başladı. 1970 darbesinden kısa süre sonra da Amerikan ve Güney Vietnam güçleri, Vietnam komünist güçlerini ülkeden atmak amacıyla Kamboçya’ya girdiler ama bu harekat başarıya ulaşmadı. Şiddetli çarpışmalar, ancak Phnom Pehn 17 Nisan 1975’de Kızıl Kmerlerin eline geçtiğinde sona erdi. Kızıl Kmerlerin Pol Pot’un liderliğinde ülkeye hakim oldukları 1975-79 döneminde Maocu, köylü, çiftçi kooperatiflerine dayanan bir ulus yaratılmaya çalışıldı. Ama yine bu dönemde ülkedeki eğitimli kesimin büyük kısmı da dahil olmak üzere pek çok kişi parazit olarak nitelenerek işkence gördü veya idam edildi. Kızıl Kmerlerin uyguladığı politika yüzünden 2 milyon kadar insan hayatını kaybetti. 1978’de Vietnam, ülkeyi işgal etti ve Kızıl Kmerleri devirdi. Ardından gelen kaos ve kıtlık döneminde yine yüzbinlerce insan öldü. Ama Kızıl Kmerler, Çin ve Tayland’ın (ve dolaylı olarak ABD’nin) parasal desteğiyle Phnom Pehn’deki Vietnam destekli hükümete karşı savaşmaya devam ettiler. 1991’de taraflar Paris’te bir barış anlaşması imzaladılar. 1993’de seçimler yapıldı ve Norodom Sihanouk tekrar kral oldu. Ama asıl güç yine Vietnam’ın desteklediği başbakan Hun Sen’deydi. Kızıl Kmerler döneminde işlenen suçların mahkemeler yoluyla cezalandırılması ise mümkün olmadı. Pol Pot 1998’de öldüğünde, bu suçlamalardan dolayı ceza görmekten de kurtulmuştu. Günümüzde Kamboçya, geçmiş yaralarını sarma yolunda ilerlemeye çalışmaktadır. Kral Sihanouk tahtını eski bir balet olan oğlu Sihamoni’ye bırakmıştır ama Başbakan Hun Sen, asıl gücü elinde tutan kişidir.

 

 

PHNOM PENH

1 milyon nüfüsu olan Phnom Penh, Kamboçyanın başkenti olmakla beraber, aynı zamanda en kalabalık ve ekonomik olarak en büyük şehridir. Phnom Penh şehiri ismini, şehirde bulunan Wat Phnom Daun Penh'den alır. Wat Phnom, Tepe Tapınağı demektir. Daun Penh (Büyükanne Penh) o dönemde yaşamış zengin bir duldur. Phnom Penh, 1420 yıllarında, Kimer İmparatoru Ponhea Yat'ın, daha önceki başkent Angkor Thom'un Siyam tarafından işgal edildiğinde, başkent olmuştur. 1866 yılında ise, Kral Norodom I tarafından, Phnom Penh kalıcı olarak başkent ilan edilmiştir ve Kraliyet Sarayı inşa edilmiştir. Böylece, Fransız sömürgecilerin de etkileriyle birlikte, Phnom Penh'in bir kasabadan, şehire dönüşümü başlamıştır. Vietnam savaşı sırasında, Kamboçya Kuzey Vietnam Ordusu ve Viet Kong tarafından üs olarak kullanılmıştır. Bu dönemde, Kamboçya Hükümeti, Kuzey Vietnam Ordusu, Güney Vietnamlılar ve Kızıl Kimerler arasında çıkan kesintisiz çatışmalardan dolayı, şehire büyük bir mülteci akını başladı. 1975 yılında, nüfus iki milyona ulaştı. 17 Nisan'da şehiri komünist bir güç olan Kızıl Kimerler ele geçirdi. Phnom Penh'de yaşayanların büyük bir bölümü, zengin ve eğitimli olanlar, Kızıl Kimerler tarafından taşradaki çiftliklere çalışmaya gönderildi ve Yeni Halk olarak adlandırıldılar. 1979 yılında, Kızıl Kimerler, Vietnamlılar tarafından Phnom Penh'den çıkarıldı ve sonucunda insanlar Phnom Penh'e geri gelmeye başladılar. Fransa, Avustralya ve Japonya gibi ülkelerin yardımları ve yatırımlarıyla dönemin yaraları sarılmaya başlandı.

 

Wat Phnom

1373 yılında yapılan, 27 metre yüksekliğiyle, şehirin en yüksek dini binası olma özelliğine sahip Wat Phnom, Phnom Penh'deki en önemli pagodalardandır. Bir sel sırasında, dört adet Buda heykelinin suyla birlikte şehire gelmesinin üzerine, zengin bir dul olan Daun Penh (Büyükanne Penh) tarafından, yapay bir tepenin üzerine inşa edilmiştir. Phnom Penh şehri de ismini bu tapınaktan ve tapınağı yaptıran Büyükanne Penh'den almaktadır. Wat Phnom'un arkasında, 1431-1462 yılları arasında hüküm sürmüş Kimer Kralı Ponhea Yat'ın kalıntılarının ve ayrıca Angkor'dan getirilmiş Buda heykellerinin de korunduğu ayrı ayrı stupalar bulunmaktadır. Stupa, Budizm kültüründe, kutsal eşyaların ve kalıntıların saklanması için inşa edilen yapılara verilen addır. 

 

Ulusal Müze

Ülkenin en önemli tarihi ve arkeolojik müzesi olan Ulusal Müze, Kimer sanatına ait en geniş koleksiyonuna sahiptir. 1917 ve 1920 yıllarında, o zaman Kamboçya'nın kontrolünü elinde bulunduran Fransızlar tarafından, geleneksel Kimer stilinin, Fransız etkisinin birleşimini yansıtan bir mimarida yapılmıştır.

 

Gümüş Pagoda

Gümüş Pagoda, şehirdeki en önemli Budizm tapınağı olmakla beraber, aynı zamanda Kamboçya Kralı'nın resmi tapınağı olarak kabul edilir. İsmini ise, tapınağın döşemesinde kullanılan 5000 gümüş karodan alır. Som altından yapılma, büyük Buda heykeli, turistlerin ilgisini çekmektedir.

 

Siem Reap

İlk yerleşimin Kimerler tarafından, 800 yıllarında başlamış olduğu Siem Reap şehirini ismi, “Siyam'ın (günümüzde Tayland) Yenilgisi” anlamına gelir ve yüzyıllar önce gerçekleşmiş çok kanlı bir savaşı temsil eder. Kimer İmparatorluğu, günümüzdeki Tayland'ın topraklarının büyük bir bölümünü kapsıyor olmuşsa da, verilen bu isim 1794 ve 1907 yılları arasında, Siem Reap ve Angkor'u Tayland kontrol etmiş olması ve Kamboçya'yı mutlak bir yenilgiye uğratmış olmasıyla ironik bir anlam taşımaya başlamıştır.

 

1901 yılında, Ecole Française d'Extreme Orient (Uzakdoğu Fransız Okulu)(EFEO), Bayon'a bir sefer finanse etmiş ve Angkor'u keşfetmiştir. 1907 yılında, Tayland'ın elinde bulunan Angkor, Kamboçya'ya iade edilmiştir ve EFEO, Angkor'un tamamının temizlenmesi ve restore edilmesini üstlenmiştir. Aynı yıl, ilk turistler, cangıldan kurtarılarak modern dünyaya dönmeye başlamış olan Angkor'u ziyaret etmişlerdir.

 

19.yüzyılda, ilk Fransız kaşiflerin Angkor'u keşfetmesinden önce, Siem Reap bir köydü. 1907 yılında Kamboçyanın Angkor'un kontrolünü Fransızların desteğiyle tekrar almasından sonra ve bölgede turizmin büyük bir hızla başlamasıyla birlikte, Siem Reap da büyümeye başladı. 1960 yıllarına kadar, Asya'nın en önemli turistik yerlerinden biri konumuna geldi. 1975 yılında, Kamboçya'nın diğer şehirleri gibi, Siem Reap halkı da, komunist grup Kızıl Kimerler tarafından taşraya çalışmaya gönderildi. 1990 yıllarının ortasına kadar, Siem Reap, savaşlar yüzünden, büyük bir uykuya dalmış oldu.

 

Günümüzde ise, Siem Reap Kamboçya'nın en hızlı büyüyen şehiri ve dünyanın en ünlü dünya miraslarından Angkor tapınakları için bir geçit görevi görüyor. Bu sayede, turizmin yoğun olduğu bir kent konumuna gelen Siem Reap, modern otel ve mimarisiyle gittikçe genişlemektedir. Batı kültürünün etkilerine rağmen, Siem Reap halkı, kültürlerini ve geleneklerini korumuşlardır.

 

Angkor

Ankgor, 9 ve 15.yüzyıllar arasında yükselerek büyümüş, Kimer İmparatorluğuna başkent olmuş bölgeye verilen addır. Angkor ismi, sanskritçeden gelmekte ve Şehir anlamına gelmektedir. Angkor dönemi, 802 yılında, Jayavarman II'nin kendini Evrenin Hükümdarı ve Tanrı Kral (Devaraja) ilan etmesiyle başlamış ve 1431 yılında, Tayland işgalcilerinin şehiri yağmalaması ve halkın Phnom Penh'e kaçmasına yol açmasıyla son bulmuştur. 2007 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Angkor'un endüstriyel çağ öncesi en büyük şehir olduğu saptanmıştır. 2978 km2'lik bir alana kurulmuş olan Angkor'un en yakın takipçisi ise sadece 130 km2'lik bir alanda kurulu Guatemala'daki Maya şehri Tikal'dır.

 

Ta Prohm

1186 yılında, yine Jayavarman VII tarafından, Bayon stilinde yapılan bu bina, Angkor Thom'un yaklaşık bir kilometre doğusunda yer alır. Ta Prohm, bir Mahayana Budizm Manastırı ve üniversite olarak inşa edilmiştir. 19.yüzyılda keşfedildiğinden beri, hemen hemen aynı durumda bırakılan nadir yapılardan biri olan Ta Prohm, yıkıntıların arasından büyüyen ağaçların ve etrafındaki cangılın oluşturduğu ilginç atmosfer, onu Angkor'daki en popüler yerlerden biri yapar. Tapınakta bulunan bir yazıttan, 12500'den fazla kişinin tapınakta yaşadığı ve etrafındaki köylerdeki 80000 kişinin de tapınağa hizmet ve erzak sağladığı öğrenilmiştir. 2001 yılında çekilen Lara Croft: Tomb Raider filminin bazı sahneleri de Ta Prohm'da çekilmiştir.

 

Neak Pean

Neak Pean, Kuzey Baray'ının içerisinde bulunan yapay bir adanın üzerindeki bir Budist tapınağının bulunduğu yapay bir adadır. “Sarmaşık Yılanlar” anlamına gelir ve bu ismini, tapınağın etrafındaki mitolojik yılan (naga) heykellerinden alır. Tapınak, etrafında dört küçük kare havuz bulunan, bir göletin etrafına inşa edilmiştir. Göletin ortasında, Bodisatva Avalokitesvara'ya adanmış bir mabet bulunur. Bazı tarihçiler Neak Pean'ın, suları tüm hastalıkları iyileştirebilen, Himalaya'lardaki efsanevi bir göl olan Anavapta'yı temsil ettiğini söylerler. Neak Pean, Jayavarman VII tarafından bir hastahane olarak inşa edilmiştir ve denge inancına dayanır. Havuzların içindeki kutsal sularda yıkanan hastanın içerisindeki elementlerin dengeye ulaşarak, hastalığın yok edildiğine inanılır.

 

Preah Khan

12.yüzyılda, Jayavarman VII için yaptırılan bu tapınak, Angkor Thom'un kuzeydoğusunda yer alır. Şehir, Manastır ve Budizm üniversitesi olarak kullanılan Preah Khan, aynı zamanda Kam'ların yağmasından sonra Angkor Thom'un yenilenmesi sırasında Jayavarman VII için bir süre başkentlik yapmıştır. Jayavarman VIII döneminde ise, tapınakta Budizm'in yerini Hinduizm almış ve Budizme ait bir çok heykel ve resim yok edilmiştir. 1939 yılında tapınakta bulunan yazıttan, tapınakta, 1000 dansçı ve 1000 öğretmenle birlikte, 100.000 kadar hizmetkar ve memurun yaşadığı öğrenilmiştir. Yarım kilometre karelik bir alana kurulmuş olan kompleks, 1927-1932 yıllarında ağaçlardan kısmen temizlenmiş, 1939'da ise restorasyon çalışması yapılmıştır. Bazı heykeller, korunması için başka yerlere götürülmüştür.

 

Angkor Thom

Angkor'daki en son ve en uzun süreli başkent olan Angkor Thom, 12.yüzyılın sonlarında, “Angkor'lu Kralların En Büyüğü”, Kral Jayavarman VII tarafından yapılmıştır. 9km2'lik bir alanın üzerine kurulmuştur ve hem önceki dönemlerden kalma binaları hem de Jayavarman VII tarafından yaptırılan binaları kaplar. Şehirin merkezinde, Jayavarman'ın tapınağı olan Bayon bulunur. Diğer önemli binalar ise, biraz kuzeyde bulunan, Zafer Meydanı'nda bulunur. Eskiden ülke tapınağı olan Baphuon ve Kraliyet Sarayı'na dönüştürülen Phimeanakas ise daha eski dönemlerde yapılmış olmasına rağmen Angkor Thom'un içerisinde yer alırlar.

 

Güney Kapısı

Angkor Thom'un beş kapısı arasında en iyi korunmuş olan kapı olan Güney Kapısı, iki kenarında toplam 154 taş heykelin bulunduğu etkileyici bir yola sahiptir. Soldakiler tanrıları, Sağdakiler ise herbiri dev bir yılan taşıyan iblisleri temsil eder. 23 metre yüksekliğindeki kapının üzerinde dört tarafında suratların olduğu üç kule bulunur. Kapının iki tarafında, Hindu tanrısı Indra'nın bineği olan üç başlı fil Airavata'nın heykeli bulunur.

 

Bayon

12.yüzyılın sonları ya da 13.yüzyılın başlarında piramit şeklinde inşa edilen Bayon, Jayavarman VII'nın Mahayana Budist tapınağıdır. Angkor Thom'un merkezinde yer alan Bayon'un en göze çarpan özelliği, etrafında ve tepesinde bulunan 54 büyük taş kulelerin üzerindeki 200'den fazla dev surattır. Ayrıca tapınakta etkileyici mitolojik, tarihi ve günlük hayatı temsil eden sahneleri birleştiren, iki adet bas-rölyef serisi bulunur. Bayon, Angkor içerisinde, Mahayana Budist tapınağı olarak inşa edilen tek tapınak olma özelliğini taşır. Jayavarman VII'nin Angkor Thom'da yaptırdığı inşaatların tümünün arasında başyapıt sıfatına sahiptir. Bayon'un kulelerindeki dev suratlar kimilerine göre kendini Bodisatva ilan eden Jayavarman VII'nin kendi yüzü, kimilerine göre ise Merhameti temsil eden Bodisatvalar olan Avolokitesvara yüzleridir. Jayavarman VII'nin ölümünden sonra, yerini alan krallar tarafından birçok değişiklik ve ekleme yapılmıştır. Hindu kral, Jayavarman VIII döneminde Hinduizm tapınağı olarak değiştirilmiştir. Daha sonraki yüzyıllarda, krallığın dininin Theravada Budizm'i olmasıyla, tapınak tekrar bazı değişiklikler geçirmiştir.

 

Phimeanakas

Phimeanakas, Rajendravarman II tarafından, 10.yüzyılın sonlarında yaptırılmıştır bir Hindu tapınağıdır ve ismi Semavi Tapınak anlamına gelir. Suryavarman II'nin zamanında ise, üç katlı bir piramit olarak yeniden inşa ettirilmiştir. Efsaneye göre, bir zamanlar tapınağın tepesinde bulunan bir kulede, Kral her gece bir Naga kızıyla (yılan canavar) buluşmak zorundaydı. Eğer Naga gelmezse, bu kralın yakında öleceğine işaretti. Fakat eğer kral buluşmaya gitmezse, ülkenin başına felaketlerin geleceğine inanılırdı.

 

Fillerin Terası

Angkor Thom'un bir parçası olan 350 metre uzunluğundaki, Fillerin Terasları, Kral Jayavarman VII tarafından, zaferle dönen orduyu görmesi için kullandığı bir platform olarak inşa edilmiştir. Binanın büyük kısmı organik maddelerden yapıldığı için, günümüze sadece binanın temelindeki platformlar kalmayı başarabilmiştir. Duvarın orta kısmı, Hindu kültürünün efsanevi kuş benzeri bir yaratık olan garuda ve aslanlarla dekore edilmiştir. Duvarın iki ucunda ise, binicileriyle beraber temsil edilmiş filler bulunur.

 

Cüzzamlı Kral Terası

Yine Angkor Thom'da bulunan bu teras, Jayavarman VII tarafından, Bayon tarzında inşa edilmiştir. Bu ilginç ismi ise, burada keşfedilen, 15.yüzyıldan kalma bir heykelden alır. Hindu Ölüm Tanrısı Yama'yı temsil eden bu heykelin yüzeyi yosun ve renk aşınması yüzünden, onu bir Kimer efsanesindeki cüzzamlı krala benzeterek bu isim verilmiştir. Kamboçyalılar ise, heykeli Dharmaraja olarak bilirler çünkü heykelin aslının üzerinde bu isim yazılıdır. U şeklindeki terasın, kraliyete ait cesetlerin yakılması için kullanıldığı tahmin edilmektedir. Heykelin aslı, Phnom Penh'deki Ulusal Müze'ye götürülmüştür.

 

Angkor Wat

Angkor Wat, Kral Suryavarman II için, 12.yüzyılın başlarında yaptırılmıştır. Angkor'daki tapınaklardan en büyüğü ve en iyi korunmuş olanı olmakla beraber, aynı zamanda kurulduğundan beri önemli bir dini merkez görevi görmüş olan tek tapınaktır. Klasik Kimer mimarisinin, başyapıtı olan tapınak, Kamboçya'nın ulusal bayrağında yer alarak, Kamboçya'nın ulusal sembolü ve gurur kaynağı haline gelmiştir. Kralın ölümüyle birlikte, tapınağın bazı bölümlerinin yapımı da durmuştur. Hindu tanrısı Vishnu'ya adanmış olan tapınak, 14. ya da 15.yüzyılda Theravada Budizm tapınağına çevirilmiştir. 16.yüzyılda ihmal edilmiş olmasına rağmen, tamamen terkedilmemiştir. Etrafındaki hendek, cangılın tapınağa girmesine engel olmuş ve tapınağı kötü etkilerden korumuştur. Kelime anlamı olarak Angkor Wat, Tapınak Şehir demektir. Angkor Wat'ın beş kulesi, Hindu tanrılarının yaşadığı Meru dağı'nı simgeler. Çevreleyen duvar, dünyanın kenarındaki dağları, suyla dolu hendek ise ötesindeki okyanusları temsil eder.

 

Baphuon

11.yüzyılın ortalarında yapılan Baphuon, Angkor Thom'un içinde yer alan üç katlı bir tapınaktır. Udayadityavarman II tarafından yapılarak, Hindu tanrısı Shiva'ya adanmıştır. 120 metreye 100 metre bir alanda kurulmuş ve 50 metrelik kulesiyle beraber, toplam 84 metre yüksekliğindedir. 15.yüzyılın sonlarına doğru, Budist tapınağına dönüştürülmüş ve 9 metre yüksekliğinde, 70 metre uzunluğunda, yatan bir Buda heykeli, tapınağa eklenmiştir. 20.yüzyılda, tapınağın büyük bölümü yıkılmış ve restorasyon çalışmalarında bir çok sorunla karşılaşılmıştır. 1960'da başlayan bir restorasyon çalışması, Kızıl Kimerlerin başa geçmesiyle son bulmuştur. 1995'te Fransızlar tarafından yeniden başlatılan ve hala süren restorasyon çalışmaları sayesinde, Baphuon'un bir kısmı ziyaretçilere açılmıştır.

 

Doğu Mebon

10.yüzyılda, Kral Rajendravarman tarafından yaptırılan bu tapınak, şu an boşalmış olan büyük havuz, Doğu Baray'ın içindeki yapay bir adada bulunur. Rejandravarman'ın tapınağı olan Pre Rup ile aynı kuzey-güney ekseninde, saray tapınağı olan Phimeanas ile de aynı doğu-batı ekseninde yer alır. Tuğladan yapılmış dört küçük kule ve ortalarında yer alan daha büyük bir kule tapınağın üst kısmını oluşturur. Birinci ve ikinci katın köşelerinde, iki metre yüksekliğindeki, taştan yapılmış fil heykelleri bulunur. Ayrıca Hindu tanrılarından Indra'nın üç başlı fili Airavata ile, ve Shiva'nın kutsal boğa bineği Nandi ile resimleri de temsil edilmiştir.


Bilmeniz Gerekenler

Vize: Vietnam ve Kamboçya için vize gerekiyor. Vietnam ve Kamboçya vizesini Türkiye’de alıyoruz.


Aşılar: Zorunluluk olmamakla birlikte difteri ve tetanos (son 10 yıl içinde yaptırmamışsanız), Hepatit A (1 yıla dek % 100 koruma sağlar. 1 sene sonra tekrar olmak ise sizi 20 yıl daha korur) ve Hepatit B aşılarını yaptırmanız her ihitmale karşı öneriliyor. Tabii doktorunuzun önerdiği şeyleri yapmanızı ve devamlı olarak kullandığınız ilaçlar varsa bunları yanınıza almanızı öneriyoruz. Özellikle lens kullanıcılarının lens ilaçlarını yanlarında getirmelerini, ayrıca C vitaminli aspirin almanızı öneririz.

 

KONAKLAMA

Biz tur sırasında kaliteli, turistlere uygun, temiz, güvenli otellerde konaklama yapacağız. Tur boyunca kalacağımız bütün oteller merkezi otellerdir. Odalar, genellikle iki kişiliktir ve banyosu içindedir. Vietnamda kalacağımız oteller üç yıldızlı, Kamboçya’dakiler ise dört yıldızlıdır.

HAVA DURUMU: Her iki ülke de genel olarak sıcak ve nemli bir iklime sahip. Kalın kıyafetlere çok fazla ihtiyacınız olmayacak. Ancak tekne gezisi sırasında, gece için bir kazak ya da bir polara ihtiyaç olabilir. Ayrıca nemli iklim yüzünden, bol bol su içmemiz gerecek. Karşılaşacağımız en düşük sıcaklık Hanoi’de ortalama 20 derece civarlarında olacaktır. Hue, Ho Chi Minh ve Kamboçya’da ise sıcaklık gittikçe artacaktır. Phnom Penh ile Siem Reap’ta 30 derece ile karşılaşılabilinir. 

HİJYEN: Hijyenik koşulların mükemmel olduğu söylenemez. Yanınızda kağıt mendil ve ıslak mendil taşımanızda fayda var. Çantanızdaki ufak bir el sabunu ya da pürel de kimi zaman faydalı olabilir.

 

SAĞLIK: Vietnam, çok kırsal bölgelere gitmeyeceğimiz için bu anlamda fazla bir risk teşkil etmiyor. Bizim gezeceğimiz şehirlerde bu konuda problem yaşamayacağız. Yalnız özellikle Kamboçya’da olmak üzere, sıtma riskine karşı önlem olarak, uzun kollu giysiler ve pantolonlar giymeniz yararlı olacaktır. Ayrıca sinek kovucu krem-sprey gibi ilaçları (bizim önerimiz Johnson’s Sinkov) mutlaka almanızı öneririz. Ayrıca, isteyenler için Kamboçya sınırına girmeden bir gün önceden almaya başlanılabilecek Tetradoks adındaki ilaç tercih edilebilir.

 

YEMEK: Vietnam’da yemekler genel olarak çok zorlayıcı değil. Dana eti, tavuk eti, deniz ürünleri, sebze ve tabii ki pirinç ağırlıklı yemekler var. Vietnam mutfağı, Çin ve Fransız mutfaklarından etkilenmiş. Tur boyunca yiyeceğimiz yemeklerde menülerimiz oldukça zengin olacak. Kendi damak zevkimize en farklı gelecek olan yemekler ise yılan etinden veya yılan balığından yapılan yemekler. Kamboçya mutfağı ise Çin mutfağı ve Hindistan mutfağından etkilenmiştir. Köri gibi hint baharatları, yoğun olmamakla beraber, Kamboçya yemeklerinde de kullanılmaktadır. Ayrıca erişte gibi Çin yemekleri, balık, karides ağırlıklı yemekler ve soslar büyük oranda kullanılmaktadır.

 

GEREKLİ EKİPMANLAR:Açık renk, hafif, pamuklu ya da ipekli terletmeyen giysiler; güneşten koruyacak bir şapka, güneş gözlükleri ve güneş kremi, yürüyüşlerde sizi zorlamayacak ve yormayacak hafif ayakkabılar; nehir gezileri için ve her ihtimale karşı hafif bir yağmurluk; genelde kullandığımız ilaçlarımız, lens ilacı, aspirin vb. Herhangi bir tipte bavul kullanabilirsiniz fakat önerimiz tek bir bavulla gelmeniz ve bir de küçük günlük sırt çantası (günlük suyumuzu, genel ihtiyaçlarımızı vb. koymak için) getirmenizdir. Uçak yolculuğunda bagaj problemi yaşamamak için check-in’lerde tek bagajımız olmasını kesinlikle öneriyoruz. Ayrıca tapınak ve pagodaları ziyaret ederken, saygı açısından, kollarımızı ve bacaklarımızı kapayan kıyafetler giymemiz gerekiyor.

 

ULAŞIM:Tur sırasında bize tahsis edilmiş konforlu, klimalı bir minibüs kullanacağız. Turun bazı kısımlarında, 4-5 saatlik otobüs yolculukları yapmamız gerekecek. Vietnam’da yolların çok kaliteli olmamasından dolayı, çok uzun olmayan mesafelerde bile yolculuklar bazen uzun ve yavaş geçebilmekte. Uçak yolculuklarımız ise kısa ve rahat geçecek.

Kendi yapmak isteyeceğiniz şehir içi yolculuklarda, taksileri ve cyclo(bisiklet-taksi)’ları kullanmanızı öneririz. Taksiler çok pahalı değil, ortalama 1-2 dolar, şehir içindeki en uzun mesafeye ise en fazla 3 dolar ödeyeceksinizdir.

 

BAHŞİŞ: Vietnam’da restoranlarda genellikle servis ücretleri hesaba dahil olarak geliyor. Ancak barlarda, restoranlarda, otellerde, taksilerde vb. 25 - 50 sentlik bozuk paralar insanları memnun edecektir.!

 

PARA: Tüm turlar ve bir öğle yemeği hariç tüm yemekler dahil olduğundan tura dair bir harcamanız olmayacak. Ekstra içecekler ve alışveriş dışında harcamanız yok. 250 – 300 USD çok rahat yetecektir. Ancak alışveriş için özelliklede Singapur’da ne alacağınız önemliJ

Vietnam’ın ulusal parası Dong. Fakat alışveriş yaparken, heryer dolar kabul edecektir. Ancak küçük harcamalar veya bahşiş için yanınızda bir miktar Dong bulundurmanız gerekebilir. Ayrıca küçük dolarlar ya da dong bulundurursanız, daha hesaplı alışverişler yapabilirsiniz. Çoğu zaman dolarla ödeme yaptığınızda, paraüstü dong olarak verilebilir. Döviz bürolarında para değiştirebilirsiniz. Seyahet çekleri ya da kredi kartları ise sadece büyük şehirlerde bazı yerlerde geçerli ancak bankanızdan gerekli bilgileri alarak, ATM’leri kullanarak para çekebilirsiniz. ATM’ler oldukça yaygın.

Kamboçya'da ulusal para olan Kamboçya Riel'inin yanısıra USD ve hatta birçok yerde Tayland Bahtı da kullanılmaktadır. Birçok otel, restoran ve mağazanın fiyatları USD üzerindendir. Küçük alışverişler genellikle Rielle yapılır. Motosiklet taksiler, basit yiyecekler ve diğer küçük harcamalar için yanınızda bir miktar Riel bulundurmanız gerekmektedir. Rieller 50, 100, 200, 500, 1000, 5000, 10,000, 50,000 ve 100,000'lik birimler halindedir. Kırmızı rengiyle diğerlerinden kolayca ayırt edilebilen 500 Riel en sık kullanılan para birimidir. Kredi kartları ve seyahat çekleri çok kullanılmamaktadır ama giderek yaygınlaşmaktadır. USD cinsinden seyahat çeklerinin bozdurulması diğer dövizlere kıyasla daha kolaydır. Döviz büroları daha çok pazar yerlerindedir. Parayı almadan önce banknotları kontrol edin. Yıpranmış Riel'ler kullanılabilir ama Amerikan banknotları üzerindeki en ufak bir eskime bile onları değersiz hale getirir. Phnom Penh, Siem Reap, Sihanoukville, Battambang gibi tüm büyük eyalet başkentlerinde bankalar bulunmaktadır. Bankalarda döviz bozdurulabilir, para transferi yapılabilir. Bazı bankalar seyahat çeklerini ve Visa kartlarını kabul etmektedir.

VIETNAM DONG’U

1 USD = 16035 VND

1 EUR = 23768 VND

1 TRY = 13148 VND

 

KAMBOÇYA RİEL’İ

1 USD = 3981,45 KHR

1 EUR = 5907,44 KHR

1 TRY = 3379,18 KHR

 

SAAT FARKI: Kamboçya ve Vietnam’ın yerel saatleri, Türkiye saatinden 5 saat ileride.

 

TELEFON-INTERNET: Vietnam ve Kamboçya’dan’da cep telefonlarınız uluslararası dolaşıma açıksa çalışıyor. Ayrıca otellerde ve postahanelerden yurtdışına telefon aramaları yapabilirsiniz. Internet erişimi çok zor değil. Bazı otellerde ve kimi zaman, sayısı sınırlı olan turistik internet kafelerde mümkün. Cep tel konusma tarifeleri 30.11.2007 itibariyle aşağıdadır.

Turkcel/Faturalı hat (4440532)        : Vietnam ve Kamboçya’dan ’dan Türkiye:yaklaşık YTL 4,5.-/dk. Sms-yaklaşık YKr 60.-/msj. Türkiye’den Vietnam ve Kamboçya :yaklaşık YTL 1.5/dk. Arama 00.90.sehir kodu.tel no. İnternet 1 kb 0,022 ytl

Turkcel/Kontörlü hat (4440535)      : Vietnam ve Kamboçya’dan’dan Türkiye:70 kontör/dk. Sms-10 kontör/msj. Türkiye’den Vietnam ve Kamboçya:24 kontör/dk.

Vodafone/Faturali&Kontorlü (4440542): Vietnam ve Kamboçya’dan’dan Türkiye:yaklaşık YTL 1,35.-/dk. Sms-yaklaşık YTL 1 /msj. Türkiye’den Vietnam ve Kamboçya’dan:yaklaşık YTL 1,35.-/dk.

Avea (4441500)                  : Vietnam ve Kamboçya’dan’dan Türkiye:yaklaşık USD 6.5/dk. Sms-yaklaşık USD 2.-/msj. Türkiye’den Vietnam ve Kamboçya’dan:yaklaşık YTL 2.5/dk.

Mektup ya da kart atmak için hemen her yerde postahaneler bulunuyor. Sabah 8 - Akşam 9 arası açık olan bu postahanelerdeki çalışanlar size yardımcı olacaktır. Taşıyamayacağınız bir şeyi evinize yollamak isterseniz yine postahanelerden faydalanabilirsiniz.

 

HIRSIZLIK-SUÇ: Hemen her yerde olduğu gibi burada da sizleri dolandırmak isteyen kişiler olabilecektir. Genelde yanınızda büyük para bulundurmayın ya da ortalık yerde çıkarıp ilgiyi üstünüze çekmeyin. Alışveriş sonrasında aldığınız para üstünü kontrol edin. Değerli eşyalarınızı, kameralarınızı ve fotoğraf makinalarınızı, iyi korumaya alın. Kalabalık yerlerde gezerken, paranızı çeşitli çantalara bölmek, cüzdanınızda bir anda büyük paralar bulundurmamak ya da değerli mücevherleri taşımamak önlem olabilir. Pasaport ve kimlik kartlarınızın fotokopisini almak herhangi bir kayıp ya da çalıntı durumunda işinizi kolaylaştıracaktır. Bir problem yaşar ve bizlere o an ulaşamazsanız, polisten yardım talep edebilirsiniz. Ayrıca Vietnam’da turistik yerlerde size yardımcı olmak veya bilgi vermek için görevli Turist Polisleri olacaktır.

 

ELEKTRONİK ARAÇLARINIZ: (Kodak, Fuji veya Konica 100) gibi standart filmler, slaytlar ve kamera bellekleri yaygın olarak bulunabilmektedir. Fotoğraf tabı ucuzdur. Profesyonel fotoğraf ekipmanlarını ziyaretçiler yanlarında getirmelidir. Havaalanlarında, tren istasyonlarında ve tüm askeri kuruluşlarının yakınında fotoğraf çekilmesi yasaktır ve insanların özellikle de rahiplerin fotoğrafları çekilirken onların rızası alınmalıdır.

 

ELEKTRİK: Elektrik prizleri, ülkemizde kullanılan yuvarlak uçlu fişlerle uyumludur. Eğer herhangi bir sorun yaşanırsa, otel ve havaalanlarında adaptörler rahatlıkla bulunabilir. Ayrıca, elektrik kesintilerinin çok nadir olmaması sebebiyle, telefon veya diğer cihazlarınızın şarjlarını her fırsatta dolu tutmak gerekebilir.

 

Vietnam, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Elçiliği





















4 dDA TUONG STREET, HOAN KIEM DISTRICT HANOI-VİETNAM


Telefon


00 84-4 822 24 60 00 84-4 822 24 23-24


Faks


00 84-4 822 24 58


E-Posta Adresi





 


Özel Bilgi
BUDİZM 

Budizm çoğunlukla, tanrısı olmayan bir din ve birçok felsefenin birleşimi olarak tanımlanır. Bazılarına göre ise Budizm, bir din ya da felsefe değil, kişiyi gerçekliğe yönlendiren öğreti bütünüdür. Budizm, MÖ 5.yüzyılda Antik Hindistan’da doğan ve daha sonra “Buda” olarak adlandırılacak olan Siddharta Gautama’nın öğretileriyle beraber başlamıştır. Şu an dünyada, 310-350 milyon kişinin Budist olduğu ve Hristiyanlık, İslam ve Hinduizm’den sonra dünyada en çok benimsenen din olduğu tahmin edilmektedir.

 

Mahayana Budizmi: Kelime anlamı olarak mahayana, sanskritçede “Büyük Taşıt” anlamına gelir. Budizmin iki ana dalından biridir. Mahayana budizminin Buda’nın kendisi tarafından kurulduğu iddia edilse de, aslında güney hindistan’da MS.1.yüzyılda kurulduğu bilinmektedir. 2.yüzyılda Çin’e sıçramış fakat ancak 5.yüzyılda Hindistan’da yaygın bir din haline gelmiştir. Tarih boyunca Mahayana, doğu asya ülkelerinde yayılmıştır. Günümüzde en yaygın olarak Çin, Tayvan, Japonya, Kore ve Vietnam’da tapınılmaktadır. Mahayana öğretileri, Buda’yı sonsuz, değişmez, hayal edilemez ve her yerde aynı anda bulunabilen bir varlık olarak tanımlar. Bunun yanında kendilerini mükemmelliğe, sonsuz bilgiye, insanlığın ve diğer varlıkların kurtuluşuna adamış, yarı kutsal Budasatva’lara inanırlar. Herkesin bir Buda olacağı ve Buda’nın ölümsüz kimliğinin herkesin içinde bulunduğu yerleşmiştir. Mahayana mezhebinin odak noktası, hem kendi hem de diğer insanların iyiliği için, Buda mertebesine ve aydınlanmış bir zihne ulaşmak için çabalamaktır.

 

Theravada Budizmi: Kelime anlamı olarak sanskritçede, “Eskilerin Öğretisi” anlamına gelir ve budizmin en eski dalıdır. MÖ. 250 yılında Hindistan’da, İmparator Asoka’nın hükümdarlığı sırasında kurulmuştur. Sri Lanka, Kamboçya, Laos, Burma, Tayland en yaygın olduğu ülkelerdir. Theravada’da amaç, acı çekmekten kurtulmak ve serbest kalmaktır. Buna Nirvana (“Bağları Koparma”) denir. Ciddiyet ve gayretle Buda’nın yolunu izleyen müritler, Nirvana’ya ulaşabilirler. Nirvana’ya ulaşanlara Arhat adı verilir. Ahrat’ların ulaştığı Nirvana’nın Buda’nın ulaştığından hiçbir farkı yoktur ancak Buda buna tek başına ulaştığından ve diğerlerine yol gösterdiğinden dolayı, Buda’nın Nirvana’sı daha kutsal kabul edilir. Theravada’ya göre, Buda olağanüstü yetenekli tek bir kişidir, fakat uzak geçmişte ve gelecekte başka Buda’lar da vardır. Bazıları için Nirvana’ya ulaşmak için tek bir hayat yeterken, bazıları için birden fazla hayat gerekebilir. Bazıları da asla Nirvana’ya ulaşamazlar.

 

Buda, (Siddharta Gautama): Buda, bir prens olarak doğmuştur. Buda’yı ziyaret eden bir bilge, kral olan babasına, onun ya büyük bir kral ya da kutsal bir insan olacağını söylemiştir. Oğlunun büyük bir kral olmasını isteyen babası, onu hayatın acımasız gerçeklerinden gizlemiştir. Fakat, bu çabalarına rağmen, Siddharta 29 yaşında insanların çektiği acıları, “Dört Keşif” olarak adlandırılan yaşlı bir adam, hasta bir adam, çürümekte olan bir ceset ve kendini dünyevi zevklerden soyutlamış bir sofuyla karşılaşmaları aracılığıyla öğrenmiştir. Bunun üzerine Siddharta Gautama, kendini dünyevi zevklerden soyutlayarak, yaşlılığı, hastalığı ve ölümü yenmeye karar vermiştir. Saraydan kaçmıştır, oruç tutmuş, nefesini tutmuş ve çeşitli fiziksel acıları tatmıştır. Fakat daha sonra tüm bunların, ruhsal bir faydası olmadığına, insanın kendine olan nefretine dayandığına ve amacına zarar verdiğine karar vermiştir. Böylelikle Buda, meditasyona odaklanmış. Nefesini tutmak yerine nefesinin farkında olmuştur ve Orta Yol’u keşfetmiştir. Orta Yol, zevklerine düşkünlük ve zevki köreltmenin uç yolların ortasında bulunur. Buda, köylü bir kızın ona verdiği biraz süt ve biraz da pirinç lapasını yedikten sonra, bir incir ağacının dibine oturur ve Gerçek’i bulmadan kalkmayacağını söyleyerek meditasyona başlar. Onun vazgeçtiğini düşünen beş arkadaşı ondan ayrılırlar. 49 gün sonra, 35 yaşında Bodhi’ye (Uyanma, Aydınlanma) ulaşır ve artık Buddha olarak bilinir ve hayatının geri kalanını kavrayışlarını ve anladıklarını, yani Dharma’yı, öğretmeye adar.

 

Bodhi ve Nirvana: Bodhi, Uyanış, Aydınlanma demektir. Nirvana ise Bağları Koparma manasına gelmektedir. Bodhi’ye ulaşmış kişiler Buda olurlar ve gerçeği keşfederler. Theravada’da Bodhi’nin Nirvana’yla eş bir anlamı vardır ve açgözlülük, nefret ve aldanmanın yok edilmesiyle ulaşılabilir. Dolayısıyla Nirvana’ya ulaşan kişi aynı zamanda Bodhi’ye de ulaşmıştır. Mahayana’da ise Nirvana, sadece açgözlülük ve nefret’in yok olmasıyla erişilirken, Bodhi’ye ulaşmak için aldanmanın da yok olması gerekmektedir. Nirvana’ya ulaşmış kişi (Arhat), hala aldanmadan kurtulamamıştır. Theravada’da ise açgözlülük ve nefretin yok olması fakat aldanmadan kurtulamama durumuna Anagami denir. Bodhi’ye ulaşmak için Dört Yüce Gerçek’in tamamen kavranması ve karmanın tamamen son bulmuş olması gerekir. Ayrıca Paramita (mükemmellik) adı verilen erdemlere de sahip olması gerekmektedir. Theravada’daki 10 paramita sırayla cömertlik, ahlak, vazgeçme, kavrayış, gayret, sabır, dürüstlük, kararlılık, iyi yüreklilik ve ağırbaşlılıktır. Mahayana’daki 6 paramita ise, cömertlik, ahlak, sabır, gayret, odaklanma ve kavrayıştır. Yine Mahayana inancına göre, eğer bir insan bodhi’yi amaçlamıyorsa, o kişi yaşamını yıkılmakta olan bir evde oyuncaklarla oynayan bir çocuk gibi yaşıyordur.

 

Orta Yol: Uçlardan uzuk durmanın yoludur. Budizmin ana prensiplerinden biridir. Zevk dürtüsünün köreltilmesi ve zevk dürtüsüne düşkünlüğün arasındaki orta yolun izlenmesi gerektiğini temsil eder. Aynı zamanda, Nirvana’yı temsil eder çünkü Nirvana’da tüm karşıt ikililer bir olurlar.

 

Üç Hazine: Üç hazine, Buda, Dharma ve Sangha’dır. Buda, sadece Buddha Gaunta’yı değil, Bodhi’ye ulaşmış herkesi ve gerçeği gören bilgeliği temsil eder. Buda kendini bir örnek olarak sunmuştur, fakat onu izleyenlerden ona inanmalarını istememiştir. Bilakis, öğretilerinin sorgulanmasını ve sadece anladıkları öğretileri kabul etmelerini istemiştir. Dharma, kurallar ve öğretilerdir. Aynı zamanda doğanın kurallarını ve sürekli varolan, nihai gerçekliği temsil eder. Dharma, Buda’dan ayrılamaz ve Budistlere acının yok edilmesi ve aydınlanmaya ulaşma için bir rehberdir. Sangha, cemaattir. Budist keşişlerin tümünü ya da Bodhi’nin ilk safhasına ulaşmış herkesi temsil eder. Bazılarına göre ise Budizme inanan tüm insanları temsil etmektedir. Sangha, Buda’nın öğretilerini insanlara ulaştırır, korur ve öğretilerin gerçekliğine örnek olur. Mahayana’da Buda, sıradan bir insan olarak değil, düşünerek ulaşılamaz bir varlığın dünyevi yansıması olarak kabul edilir ve bununla beraber, Buda, Dharma ve Sangha bir olarak kabul edilir ve hepsi sonsuz Buda’dır.

 

Dört Yüce Gerçek: Dört Yüce Gerçek öğretisi, Buda’nın uyanışından sonra beş arkadaşına verdiği ilk vaazdaki öğretilerden biridir. Theravada’ya göre buna hazır olanlar için ileri bir öğretidir. Mahayana’ya göre ise daha yüksek öğretilere hazır olmayanlar için bir ön aşamadır.

1) Yaşam ıstıraptır, acılarla doludur

2) Bu ıstırabın nedenleri vardır

3) Istırap yok edilebilir

4) Bunun bir yolu vardır. (Sekiz Aşamalı Yüce Yol)

 

Sekiz Aşamalı Yüce Yol: Acının bitişine giden yoldur. Üç bölümden oluşur. Sila (Doğru Konuşma, Doğru Hareket, Doğru Yaşama),             Samadhi (Doğru Çaba ve Gayret, Doğru Zihin ve Farkındalık, Doğru Odaklanma ve Meditasyon) ve Prajna (Doğru Anlayış, Doğru Düşünceler).

 

KONFÜÇYANİZM

Konfüçyanizm, MÖ: 551 – 479 yılları arasında yaşamış, Çinli ünlü bilge ve düşünür Konfüçyüs’ün öğretilerinden yola çıkarak geliştirilmiş sosyal, ahlaki, politik, felsefi ve yarı-dini karmaşık bir sistemdir. Ahlak ve etiğe odaklı ve bireyi eğiterek medenileştirmek ve dolayısıyla toplumun medenileşmesine ve dünya barışına katkı sağlamak amacına dayalıdır. Doğu Asya kültürü ve tarihine büyük etkisi olmuş ve bazı Doğu Asya ülkelerinde, hükümetin desteklemesi sayesinde resmi din olarak kabul edilmiştir. Konfüçyanizmden en çok etkilenen ülkeler Çin, Tayvan, Japonya, Kore, Singapur ve Vietnam’dır.

Konfüçyanizm’deki ritüel kavramı, batı kültüründeki kural kavramının yerine geçer. Kural, beraberinde cezalandırmayı getirirken, ritüel kavramı bireyin toplum içerisinde yer edinmesi için üstüne düşenleri temsil eder ve ritüelleri reddeden birey toplum içerisinde aşağılanmaya ve dışlanmaya maruz kalır. Ritüel kavramının ana özelliği içsel olmasıdır. Ritüelin etkili olması için, samimiyetle kabul edilmesi gerekmektedir. Samimiyet ve Ritüel beraber olduklarında, karşıt özelliklerin çatışma yerine denge ve uyum içerisinde olmasını sağlar. Ritüel insanları kategorilere ve sınıflara böler ve hiyerarşik yapılar oluşturarak her bireye toplum içerisinde bir yer ve davranış biçimi atar.

Yönetme kavramı, bir kişinin diğerlerini yönetmesi için önce kendisini yönetmesi gerektiğini vurgular. Kralın erdemleri, ülkeye fayda sağlayarak yayılır. Bu kavram daha sonra geliştirilerek, “Kral ne kadar az yaparsa, o kadar çok yapılır” düşüncesiyle bağdaşır. Her şeyin merkezi olmak ve bütünün farklı parçalarıyla çatışma halinde olmamak için, Kral, durgun bir merkez olmalıdır.

Hak etme kavramı, erdemleri kanın soyluluğunun yerine koymaktır. Erdemli bir çiftçi, alçak bir prensten daha saygındır. Konfüçyüs, her sınıftan insanların öğrencisi olmasına izin vermiş ve ayrımcılık gözetmemiştir. Hak etme kavramı, Çin’de imparatorluk sınavlarının düzenlenmesine yol açmıştır. Bu da erdem ve bilginin üstünlüğünün gözetildiğinin bir göstergesidir. Ayrıca, Konfüçyanizm okullarının yetiştirdiği devlet adamları, aristokratların yerini alırken, büyüyen Çin’in nitelikli ve yetkin devlet adamlarına olan ihtiyacı karşılamakla kalmamış, aynı zamanda çok başlılık riskini de ortadan kaldırmıştır.

Konfüçyanizm’deki ana temalardan biri de insanlar arasındaki ilişkiler ve farklı konumda olan bireylerin farklı görevleri ve sorumlulukları olmasıdır. Küçük kardeşlerin, büyük kardeşlere saygıyla ve itaatle, büyüklerin de küçüklere korumacılık ve şefkatle yaklaşması bu ilişkilere örnektir. Bu tip ilişkiler, Koca ve karı, ebeveyn ve evlat ilişkilerinde de görülebilir.

Konfüçyanizm, ayrıca, sadakat, hümanizm gibi değerleri de yüceltmektedir. Konfüçyanizm, evrensel olarak kabul edilemese de, geçmişte ve hala günümüzde de doğu kültürünü etkilemiş bir sistemdir.

 

TAOİZM

Taoizm, kaynağını Laozi'nın eseri Tao Te Ching'den almaktadır. Çin din geleneğine ait en orijinal öğretilerdendir. Taoculuğun ortaya koyduğu din anlayışı, Çin din geleneğinin, daha çok metafizik içerikli öğretileri üzerine kurulmuştur. Bu onu Çin medeniyeti içerisinden çıkmış Konfüçyüsçülükten ayıran en büyük özellik olmuştur. Taoizmin kurucusu Laozi'ye göre nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar arzuları ve amaçları doğururlar. İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık ve karanlık gibi. Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız. Eylemsizlik bir kere kavrandığında uyumlu yaşama geçiş kapısı açılır. Geçmişin pişmanlıkları ve gelecek kaygısı ve planları gibi gerçek yaşamdan koparan etkiler aynı zamanda insan yaşamında bir tür dengesizlik hali yaratır. Uyumlu yaşam ve doğal akış insanın içinde bulunduğu an ile bütünleşerek yaşamasını sağlar. Bu uyuma yolu izlemek denir. Yol anlamına gelen tao kelimesiyle kastedilen budur. Çin simyası, astolojisi, mutfağı, bazı dövüş sanatları, geleneksel ilaçları, fengshui ve qigong nefes tekniklerini Taoizm’le bağdaşmaktadır. Taoizm dini wu wei (çabalama ya da efor gerektirmeyen hareketler), kendiliğinden oluş, hümanizm, görecelilik ve boşluk kavramlarına odaklanır.

Tao, evrenin akışı ya da doğanın düzeninin arkasındaki güç olarak kabul edilir. Tao evreni dengede ve düzen içinde tutan etkidir. Tao, doğayla ilişkilidir ve doğa Tao’yu kanıtlar. Hem var olmanın hem de var olmamanın kaynağı olarak düşünülür.

Te, Tao’nun ifade edilişidir. Tao yol ise, Te, bu yolun yürüyüş biçimidir. Tao ve Te bir bütündür.

Wu wei, taoizm’de önemli bir konsepttir. Wu Wei, kelime olarak “güç olmadan” anlamına gelir. Çin düşüncesinde, wu wei’nin önemi ve faydaları çok önemlidir. Wu wei’nin amacı Tao ile uyum içerisinde olmak ve her şeyin içerisindeki görünmeyen, yumuşak ama temel ve boyun eğmeyen gücü ortaya çıkarmaktır.

Taoistler, insanın evrenin içinde bir küçük evren olduğuna inanırlar. Beden, 5 elemente bağlıdır. İnsan kendini anlarsa, evreni de anlayabilir. Bazı egzersizlerin, düşüncelerin ya da ritüellerin, insanın fisikzel ve zihinsel sağlığını olumlu yönde etkilediğine inanılır.

Taijitu ya da Yin ve Yang sembolü, Taoizm’in en bilinen ve en baskın sembolüdür. 10.yüzyılda ortaya çıkmıştır. Taijitsu’dan önce ise yin ve yang’ı kaplan ve ejderha temsil ederdi. Yin ve yang, iki karşıt fakat tamamlayıcı kavramı ya da gücü temsil eder. Karşıtlık ve tamamlayıcılık çelişkisi, Çin filozofisinin birçok dalı için bir ana nokta oluşturur. Yin, koyu elementtir ve geceyi temsil eder. Pasif, karanlık, feminen, negatif, düşüşe eğilimli ve tüketicidir. Yang ise parlak elementtir ve gündüzü temsil eder. Aktif, aydınlık, maskülen, pozitif, yükselişe eğilimli ve üretkendir. Yin su ve toprakla sembolize edilirken, yang ateş ve havayla temsil edilir. Yin ve yang çift taraflılığı, farklı farklı bakış açılarıyla yorumlanabilir. Doğadaki tüm güçler yin ve yang durumlarında olabilirler ve ikisi beraber evrenin sürekli devinimini sağlarlar.

 

HOA HOA

Hoa Hoa, 1939 yılında, Vietnam’da, Kızıl Delta bölgesinde, Huynh Phu So tarafından kurulmuş ve Budizm geleneğine dayanan dini bir gelenektir. İnananlar, Hoa Hoa’yı, 19.yüzyılda Buu Son Ky Huong adındaki Budizm cemaatinin devamı, Huynh Phu So’yu da Hoa Hoa’nın peygamberi kabul ederler. Bu geleneğin kurucuları, Vietnam halkını koruyacak ve acıdan kurtaracak, yaşayan Buda’lar olarak kabul edilir. Hoa Hoa dininin yaklaşık 2 milyon inananı vardır. Kızıl Delta yöresindeki bazı yerleşim yerlerinde, halkın %90’u bu din geleneğini uygulamaktadır. “Çiftçilik yaparken Budizm uygulamak” bu din için önemli bir slogandır. Çünkü, çiftçilik ibadete ve kişisel gelişime en yardımcı aktivite olarak kabul edilir. Ayrıca vatanseverlik ve ülkeyi savunmaya istekli olmak da önemli değerlerdir. Ayrıca, tapınaklarda ibadet etmek yerine, inananların evlerinde ibadet etmelerini vurgular. Pagoda yaptırmak ya da pahalı törenler düzenletmek yerine fakirlere yardım etmek daha değerlidir. Dini törenler oldukça mütevazi ve basittir. Yiyecek adakları, kehanet ve süslü tören elbiseleri gibi kavramlar yoktur. Bunlar, ihtiyacı olanlara bağışlanacak paranın israf edilmesi olarak görülür. Evlerde, sabah ve gece ailenin dua ettiği, kahverengi düz bir kumaş, sunak görevi görür. İbadet sırasında sadece temiz su, çiçek ve tütsü kullanılır, dualar sırasında gong ya da çan kullanılmaz. Her ayın 1’i ve 15’inde cemaatle birlikte toplu ibadet gerçekleştirilir.

Dinin büyük bir bölümü, Vietnam milliyetçiliği olmasından dolayı, Huynh Phu So, Fransız sömürge döneminde, bu fikirleri yaymaya çalışırken, büyük zorluklarla karşılaştı.Verdiği vaazlardan dolayı, akıl hastanesine kapatıldı ama bu arada Hoa Hoa inancı yerleşmiş oldu. Bu inancın popülerliği artarken, Huynh Phu So, gerçek kralın geri dönerek Vietnam’ı özgürlük ve zenginliğe ulaştıracağını söyleyen kehanetlerde bulundu ve Hoa Hoa müritlerinin, Japon’ya da yaşayan ve Nguyen Hanedanından olduğunu iddia eden Cuong De’yi desteklemelerini sağladı. 2. Dünya Savaşı sırasında, Hoa Hoa, Japon işgalini destekledi ve Cuong De’nin Vietnam İmparatoru olmasını istediler. Fakat bu gerçekleşmedi ve Hoa Hoa’nın komünistlerle arası bozuldu. Çünkü parti, hem Japonya’ya hem de tüm dinlere karşıydı. 1949-1955 yılları arasındaki Vietnam Devleti’nin devlet başkanı Bao Dai ile, Cao Dai dini ve Binh Xuyen çetesinin yaptığı anlaşmalara benzer bir anlaşma yaptılar. Bu anlaşmaya göre, Hoa Hoa, Bao Dai rejimini destekleyecek ve karşılığında kendi aktivitelerini serbestçe sürdürebilecekti. Fakat aslında, Fransa kontrolünde olması nedeniyle, Hoa Hoa, bu hükümete karşıydı. Amerika Birleşik Devletleri, Ngo Dunh Diem’i Güney Vietnam’ı yönetmesi için desteklerken, karşılarındaki en güçlü gruplar, Cao Dai, Binh Xuyen ve General Ba Cut önderliğinde küçük bir ordu oluşturmuş olan Hoa Hoa’ydı. Albay Edward Landsdale, rüşvet yoluyla, Hoa Hoa’yı böldü ve 1956’da General Duong Van Minh, Hoa Hoa’yı bozguna uğrattı ve halkın önünde General Ba Cut’un boynunu vurdurdu. Bu olayla beraber, Hoa Hoa’nın askeri bir grup olarak varlığı, Diem rejimine karşı Viet Cong’a katılana kadar, son buldu.

 

CAO DAI

 

Cao Dai, 1926 yılında, Güney Vietnam’da, Tay Ninh’de kurulmuş birleştirici ve tek tanrılı, yeni bir dindir. Cao Dai, kelime olarak “Yüksek Yer” manasına gelir ve tanrının hükmünün sürdüğü yüksek yeri temsil eder. Aynı zamanda evrenin yaratıcısı olan tanrının da ismidir. Caodai dininin kurucusu Tanrı’dır. Öğretilerin, sembollerin, organizasyonun ve Tay Ninh’teki tapınak “Tay Ninh Holy See”’nin inşasının bilgilerinin bile doğrudan Tanrı tarafından geldiğine inanırlar. Cao Dai’nin ilk havarileri: Nho Van Chieu, Cau Quynh Cu, Pham Cong Tac ve Cao Hoai Sang, Tanrı’yla doğrudan iletişim kurduklarını ve Tanrı’nın Dini Affın Üçüncü Çağı’nı başlatacak yeni bir dinin kurulmasıyla ilgili belirgin direktifler verdiğini iddia etmişlerdir. İnananlar, dua etme, ataların saygıyla anılması, şiddetten uzaklaşma ve vejetaryenlik gibi çeşitli uygulamalarda bulunurlar. İnananların amacı, Cennetteki Baba Tanrı’ya ulaşmak ve doğum-ölüm döngüsünden kurtulmaktır. Cao Dai dininden olanların sayısı 2 milyon ile 3 milyon arasında tahmin edilmektedir.

Cao Dai’ye göre, Tanrı var olmadan önce, isimsiz, şekilsiz, değişmeyen, sonsuz kaynak olan Tao vardı. Daha sonra, Big Bang (Büyük Patlama) gerçekleşti ve Tanrı doğdu. Evren henüz şekillenmemişti ve bunun için Tanrı, Yin ve Yang’ı yarattı. Yang’ın kontrolünü aldı ve kendisinden bir parça kopartarak Yin’i kontrol etmesi için Tanrıça’yı yarattı. Yin ve Yang’ın huzurunda, evren şekillendi. Caodaistler, sadece Baba olan Tanrı’ya değil, aynı zamanda Anne’ye, yani Tanrıça’ya, ya da bir diğer adıyla Anne Buda’ya da tapıyorlar. Aynı zamanda bu Anne Buda dişi değil, diğer tüm Buda’lar gibi, erkektir. Cennetin 36 katı vardır ve üzerinde akıllı yaşamın bulunduğu 72 gezegen bulunmaktadır. 1 numaralı gezegen, cennete en yakın, 72 numaralı gezegen ise cehenneme en yakın olanıdır. Dünya, 68 numaradır. 67.gezegendeki en kötü durumdaki bir insan bile, 68.gezegendeki en iyi durumdaki insandan daha iyi bir durumdadır. Tanrı, Kutsal Göz’le sembolize edilir.Kutsal Göz, Tanrı Yin’i kontrol ettiği ve Yin sol taraf olduğu için, özellikle sol göz olarak tasvir edilir. Buda, Bilge ve Aziz, ruhani yükselişin üç mertebesidir. Buda en yüksek mertebedir. Bilge ve Aziz’lerin cennet katında oldukça uzun ömürleri vardır fakat sadece Buda’lar ölümsüzdür. Cao Dai dininin bir Giao Hoang’ı, yani Papa’sı vardır. Cao Dai dininde kadın ve erkek eşitliği vurgulansa da kadınların Papa olması yasaktır. Caodaistler bunun Tanrı’nın emri olduğunu ve kadın ruhunu temsil eden Yin’in, ruhani olarak Yang’ın önünde olamayacağını, yoksa kaosun ortaya çıkacağını söylediğini iddia etmektedirler. Cao Dai’nin kabul ettiği aziz ve bilgelerden bazıları: Sun Yat-sen, Victor Hugo, Nguyen Binh Khiem, Jean D’Arc, Charlie Chaplin, Louis Pasteur, Konfüçyüs, Lao Zi’dir. Hazreti İsa, Buda seviyesinde Tanrı’dan doğrudan kopmuş gerçek oğlu olarak kabul edilir.










 Van'dan Hakkari'ye

Van - Hakkari – Yüksekova – Şemdinli – Çukurca – Cilo Sat Bölgesi
İs...